1 00:00:00,000 --> 00:00:19,700 Bakara Sûresi, Medîne döneminde hicretten hemen sonra nazil olmaya başlamış ve takriben on yıla yayılan vahî parçaları hâlinde devam etmiştir. Kur'ân-ı Kerîm'in en uzun suresi olup 286 âyettir. 2 00:00:19,700 --> 00:00:44,400 Bismillahirrahmanirrahîm Elif lâm mîm İşte kitap, şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere. O müttakîler ki, görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle îfâ ederler. Kendilerine ihsân ettiğimiz nîmetlerden hayır yolunda harcarlar. 3 00:00:44,400 --> 00:01:12,100 Hem sana indirilen kitabı, hem de senden önce indirilen kitapları tasdîk ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar. İşte bunlardır, Rableri tarafından doğru yola ulaştırılanlar. Ve işte bunlardır felâh bulanlar. İnkâr'a saplananları ise ister uyar, ister uyarma. Onlar için birdir. İmâna gelmezler. 4 00:01:12,100 --> 00:01:31,100 Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerine de bir perde inmiştir. Bunların hakkı, büyük bir azâbtır. Öyle insanlar da vardır ki, Allah'a ve âhiret gününe inandık derler. Oysa, îmân etmemişlerdir. 5 00:01:31,100 --> 00:01:47,560 Akılları sıra, Allah'ı ve îmân edenleri aldatmayı kurarlar. Kendilerinden başkasını aldatamazlar da, farkında değiller. Kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını daha da ilerletti. 6 00:01:48,100 --> 00:02:05,920 Bu yalancılık ve samimiyetsizlikleri sebebiyle, bunlara gayet acı bir ceza vardır. Ne zaman onlara yeryüzüne fesat saçmayın denilse, biz sadece barışçıyız. Ortalığı düzeltmekten başka işimiz yok derler. 7 00:02:06,100 --> 00:02:26,340 Gözünüzü açın. Bunlar, bozguncuların ta kendileridir. Lâkin, şuurları yok. Farkında değiller. Ne zaman onlara, şu güzel insanların îmân ettiği gibi, siz de îmân edin denilse, yani o beyinsizlerin inandıkları gibi mi inanalım, derler. 8 00:02:26,340 --> 00:02:45,560 Asıl beyinsizler kendileridir de, farkında değiller. Bunlar, îmân edenlerle karşılaştıkları vakit, biz de mü'miniz derler. Fakat şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında da, emîn olun, biz sizinle beraberiz. Biz onlarla alay ediyoruz, derler. 9 00:02:45,560 --> 00:03:06,200 Allah da, kendileriyle alay eder ve azgınlıklarında onlara mühlet verir. Böylece onlar, bir müddet başıboş dolaşırlar. İşte onlar, hidayeti verip, dalâleti satın aldılar. Ama bu, kârlı bir ticaret olmadı. Çünkü kâr yolunu tutmadılar. 10 00:03:06,200 --> 00:03:27,680 Bunların durumu, aydınlanmak için ateş yakan bir kimsenin durumuna benzer. Ateş, çevresini aydınlatır aydınlatmaz, Allah onların gözlerinin nûrunu giderir ve karanlıklar içinde bırakır. Onlar da göremez olurlar. Sağır, dilsiz ve kördürler onlar. Onun için hakka dönmezler. 11 00:03:27,680 --> 00:03:52,800 Yahut, onların durumu, gökten sağanak hâlinde boşanan ve içinde yoğun karanlıklar, gök gürlemeleri ve şimşekler bulunan yağmura tutulmuş kimselerin durumuna benzer. Yıldırımların verdiği dehşetle, ölüm korkusundan parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Fakat Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatır. 12 00:03:52,800 --> 00:04:13,140 Şimşek, neredeyse gözlerini köreltecek. Önlerini aydınlattı mı, ışığında yürürler. Şimşek sönüp karanlık çökünce de dikilir kalırlar. Allah dileseydi, kulaklarını sağır, gözlerini kör ederdi. Allah gerçekten her şeye kâdirdir. 13 00:04:13,140 --> 00:04:25,140 Ey insanlar! Hem sizi, hem de sizden önceki insanları yaratan Rabbinize ibadet ediniz. Böyle yapmakla, her türlü zarardan korunmayı ümit edebilirsiniz. 14 00:04:25,140 --> 00:04:38,140 O Rabbinize ki, yeryüzünü size bir döşek, göğü de bir kubbe yaptı. Gökten yağmur indirip, onunla size rızık olarak çeşitli mahsuller çıkardı. 15 00:04:38,140 --> 00:04:56,140 Öyleyse, siz gerçeği bilip dururken, sakın Rabbinize eş koşmayın. Eğer kulumuza indirdiğimiz Kur'ân'ın, Allah sözü olduğu hakkında şübheniz varsa, haydi onun sûrelerinden birine benzer bir sûre meydana getirin. 16 00:04:56,140 --> 00:05:14,140 Ve Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın. İddianızda tutarlıysanız, bunu yapamazsanız ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, çırası insanlarla taşlar olan ve kâfirler için hazırlanmış olan o ateşten sakının. 17 00:05:14,140 --> 00:05:34,140 İman edip, makbul ve güzel işler yapanları müjdele, onlara içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Öyle cennetler ki, ne zaman meyvelerinden kendilerine bir şey ikram edilirse, bu daha önce de dünyada yediğimiz şey, diyecekler. 18 00:05:34,140 --> 00:05:47,140 Oysa bu, onların aynısı olmayıp, benzeri olarak kendilerine sunulacaktır. Orada, onların tertemiz eşleri de olacak ve onlar orada, devamlı kalacaklardır. 19 00:05:47,140 --> 00:06:02,140 Allah, gerçeği açıklamak için, bir sivrisineği, hatta onun ötesinde olan bir şeyi misal getirmekten çekinmez. İman edenler, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu bilirler. 20 00:06:02,140 --> 00:06:20,140 Kâfirler ise, Allah böyle misal vermekle, ne kastediyor derler. Allah, bu misal ile, birçoklarını şaşırtır. Yine onunla, birçoklarını yola getirir. Ancak, bununla fâsıklardan başkasını şaşırtmaz. 21 00:06:20,140 --> 00:06:31,140 Bu fâsıklar, o kimselerdir ki, Allah'a kesin söz verdikten sonra, sözlerinden dönerler. Allah'ın kurulmasını istediği bağları koparırlar. 22 00:06:31,140 --> 00:06:40,140 Ve yeryüzünde fitne ve fesat çıkarırlar. İşte bunlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir. 23 00:06:40,140 --> 00:07:00,140 Ey kâfirler! Allah'ı nasıl inkâr edebilirsiniz ki? Siz ölüyken, size hayatı veren O'dur. Şunu bilin ki, tayin ettiği vaade gelince, sizi öldürecek, yine diriltecek ve sonunda O'nun huzuruna götürüleceksiniz. 24 00:07:00,140 --> 00:07:15,140 Yeryüzünde bulunan her şeyi sizin için yarattı. Sonra, iradesi yukarıya yönelip, orayı da, yedi gök hâlinde sağlamca nizâma koydu. O, her şeyi hakkıyla bilir. 25 00:07:15,140 --> 00:07:34,140 Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım." dediği vakit, onlar, "Aa! Oradaki nizamı bozacak ve yeryüzünü kana bulayacak bir mahlûk mu yaratacaksın? Oysa biz sana devamlı hamd, ibadet yapıp, seni tenzih etmekteyiz." dediler. 26 00:07:34,140 --> 00:07:53,140 Allah, "Ben sizin bilmediğiniz pek çok şey bilirim." buyurdu. Ve Âdem'e bütün isimleri öğretti. Müteakiben, önce onları meleklere göstererek, iddianızda tutarlıysanız, haydi bana şunları isimleriyle bir bildirin bakalım." dedi. 27 00:07:53,140 --> 00:08:04,140 "Sübhansın yâ Rabb! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin." dediler. 28 00:08:04,140 --> 00:08:14,140 Allah, Âdem, eşyanın isimlerini onlara sen bildir." dedi. O da isimleriyle onları bildirince, Allah buyurdu: 29 00:08:14,140 --> 00:08:29,140 "Ben size demedim mi ki, göklerin ve yerin sırlarını ben bilirim. Ve ben, sizin gizli açık yapmakta olduğunuz her şeyi de bilirim. O vakit meleklere, Âdem'e secde edin." dedik. 30 00:08:29,140 --> 00:08:38,140 İblis dışındaki bütün melekler secde ettiler. İblis bunu yapmadı. Kibrine yediremedi ve kâfirlerden oldu. 31 00:08:38,140 --> 00:09:03,140 Ve dedik ki: "Âdem, eşinle birlikte cennete yerleşin. Oradaki nimetlerden, istediğiniz şekilde bol bol yiyin. Sadece şu ağaca yaklaşmayın. Böyle yaparsanız, zâlimlerden olursunuz." derken şeytan, onların ayaklarını kaydırarak, içinde bulundukları nimet yurdundan çıkardı. Biz de: 32 00:09:03,140 --> 00:09:13,140 "Haydi!" dedik. "Birbirinize düşman olarak, yeryüzüne inin. Siz orada, belirli bir süre ikâmet edip yararlanacaksınız." 33 00:09:13,140 --> 00:09:30,140 Büyük pişmanlık duyan Âdem, Rabbinden birtakım kelimeler öğrenip, onlara göre hareket etti. Rabbine yalvardı. Allah da tövbesini kabul etti. Zâten, o tövbeyi kabul eder. Merhameti boldur. 34 00:09:30,140 --> 00:09:40,140 Dedik ki: "İnin oradan hepiniz. Artık ne zaman benden size doğru yolu gösteren rehber gelir de, kim ona uyarsa, onlara hiçbir korku olmayacak, hiç üzülmeyecekler de. İnkâr edip âyetlerimizi yalan sayanlar ise, cehennemliktirler. Hem de orada, ebedî kalacaklardır." 35 00:09:40,140 --> 00:09:52,140 "Ey İsrail'in evlâtları! Hatırlayın ve düşünün size ihsân ettiğim nimetimi. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, ben de size karşı ahdimi yerine getireyim ve yalnız benden korkun. 36 00:09:52,140 --> 00:10:04,140 Sizin yanınızda bulunan Tevrât'ı tasdîk etmek üzere indirdiğim Kur'ân'a imân edin. Onu inkâr edenlerin başını siz çekmeyin. Âyetlerimi az bir fiyatla, 37 00:10:04,140 --> 00:10:16,140 yani dünya menfaati karşılığında satmayın. Asıl bana karşı gelmekten sakının. Hakkı bâtıla karıştırmayın. 38 00:10:16,140 --> 00:10:35,140 Bile bile gerçeği gizlemeyin. Hem namazı tam kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle beraber siz de namaz kılın. Halka iyiliği emredip, kendinizi unutuyor musunuz yoksa? Hâlbuki, 39 00:10:35,140 --> 00:10:51,140 siz, Tevrât'ı okuyup duruyorsunuz. Artık aklınızı başınıza almayacak mısınız? Sabır göstererek, namazı vesîle ederek, Allah'tan yardım dileyin. Gerçi bu, çok zor bir iştir. Fakat içi saygıyla ürperenlere değil, 40 00:10:51,140 --> 00:11:07,140 içi saygı dolu olan bu mü'minler, Rablerine kavuşacaklarını ve O'na döneceklerini iyi bilirler. Ey İsrail'in evlâtları! Size ihsan ettiğim nîmetimi ve vaktiyle sizin atalarınızı, 41 00:11:07,140 --> 00:11:23,140 diğer insanlara üstün kıldığımı hatırlayın. Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse, başkasının yerine bir şey ödeyemez. Kimseden şefaat kabul edilmez. Hiç kimseden fidye alınmaz. 42 00:11:23,140 --> 00:11:41,140 Hem onlara yardım da edilmez. Hem sizi, en feci işkencelere uğrattıkları zaman, Firavun'un adamlarından kurtardığımızı da hatırlayın. Onlar sizin, dünyaya gelen erkek çocuklarınızı kesiyor, 43 00:11:41,140 --> 00:12:01,140 kız çocuklarınızı ise, kötülük için hayatta bırakıyorlardı. İşte bunda, size Rabbiniz tarafından çetin bir imtihan vardı. Yine hatırlayın ki, 44 00:12:01,140 --> 00:12:29,140 sizin geçmeniz için denizi yarmış, sizi kurtarıp, siz bakıp dururken, gözlerinizin önünde Firavun hanedanını boğmuştuk. Ve bir vakit, Musa'ya kırk gecelik bir süre ayırmıştık. Ama siz, Musa'nın ayrılmasından az sonra, buzağı ilah edinip, öz canınıza kıymıştınız. Bundan sonra, şükredesiniz diye, biz sizi affettik. 45 00:12:29,140 --> 00:12:57,140 Musa'ya kitap ve furkanı verdik. Ta ki doğru yolda yürüyebilesiniz. Musa kavmine dedi ki: Ey kavmim! Sizler, buzağıyı tanrı edinmekle, kendinize çok yazık ettiniz. Derhâl Yaradanınıza tövbe edin. Allah yolunda kendinizi öldürün. Böyle yapmanız, sizi yaratan nezdinde daha hayırlıdır. Böylece, Allah da sizin tövbelerinizi kabul etsin. 46 00:12:57,140 --> 00:13:25,140 Çünkü O, tövbeleri çok kabul eder. Merhamet ve ihsanı boldur. Bir zamanda: Ey Musa! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe, sana inanmayız. Dediniz. Bunun üzerine derhâl sizi yıldırım çarptı, siz de baka kaldınız. Siz bir müddet, ölü vaziyette kaldıktan sonra, şükredersiniz ümidiyle, sizi dirilttik. 47 00:13:25,140 --> 00:13:41,140 Üzerinize bulutları gölge yaptık. Size kısmet ettiğimiz, helâl hoş rızıklardan yiyesiniz diye, kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Fakat nankörlük etmekle, onlar bize değil, kendilerine yazık ediyorlardı. 48 00:13:41,140 --> 00:14:09,140 Bir zamanda şöyle dedik: Şu şehre girin ve orada, istediğiniz yerden bol bol yiyin. Şehrin kapısından secde ederek, saygılı bir tavırla girin ve affet bizi yâ Rabbena! Hıtta! Deyin ki, suçlarınızı affedelim. İyilik yapanların mükâfatlarını daha da arttıracağız. Ne var ki, o zâlimler, sözü değiştirip, başka şekle koydular. 49 00:14:09,140 --> 00:14:37,140 Biz de o zâlimlere, itaat dışına çıktıkları için, gökten acı bir azâb indirdik. Bir zamanda, Mûsâ kavmi için su arayıp, Allah'a yalvarmıştı. Biz de âsânı taşa vur demiştik. Bunun üzerine, o taştan on iki pınar fışkırmış, her bölük kendine mahsus pınarı bilmişti. Allah'ın rızkından yiyin, için. 50 00:14:37,140 --> 00:15:01,140 Fakat sakın yeryüzünde fesat çıkararak taşkınlık yapmayın, demiştik. Bir vakit şöyle dediniz. Mûsâ, biz bir çeşit yemeğe imkân yok, katlanamayız. O hâlde bizim için Rabbine yalvar da, yerin bitirdiği sebzesinden, kabağından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarsın. 51 00:15:01,140 --> 00:15:13,140 Musâ da, ne o dedi. Siz daha üstün olanı vererek, daha düşük olanı mı almak istiyorsunuz? Pekâlâ, şehre inin. İşte istediklerinizi orada bulursunuz. 52 00:15:13,140 --> 00:15:36,140 Üzerlerine aşağılık ve yoksulluk damgası basıldı. Ve neticede, Allah'tan bir gazâba uğradılar. Evet, öyle oldu. Çünkü onlar, Allah'ın âyetlerini inkâr ediyor ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Öyle oldu. Çünkü onlar isyan ediyor ve haddi aşıyorlardı. 53 00:15:36,140 --> 00:15:55,140 İmân edenler, Yahudiler, Hristiyanlar, Sâbiîler, her kim Allah'a ve âhiret gününe gerçekten imân eder ve amel-i sâlih işlerse, elbette onların Rableri yanında mükâfatları vardır. 54 00:15:55,140 --> 00:16:02,140 Onlar için, herhangi bir korku olmadığı gibi, kendilerini üzecek bir şeyle de karşılaşmazlar. 55 00:16:02,140 --> 00:16:25,140 Ey İsrail'in evlâtları! Bir vakitte, Tevrat'ı uygulayacağınıza dair sizden söz almış, sonra bu ahdi bozduğunuz için, dağı üzerinize kaldırarak demiştik ki, size verdiğimiz kitâba kuvvetle sarılın ve muhtevasını iyi inceleyip ders alın ki, kötü âkıbetten korunasınız. 56 00:16:25,140 --> 00:16:40,140 Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Eğer üzerinizde Allah'ın lûtuf ve merhameti olmasaydı, elbette hüsrana uğrayanlardan olurdunuz. İçinizden cumartesi günü haddi aşanları, elbette bilirsiniz. 57 00:16:40,140 --> 00:16:58,140 Biz böyle yapanlara, aşağılık maymun olun dedik. Bunu, hem bu hâdiseye şâhîd olanlara, hem de sonradan gelecek olan nesillere, bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten korunacaklara da bir öğüt kıldık. 58 00:16:58,140 --> 00:17:16,140 Bir vakitte Musa kavmine, Allah, bir sığır kesmenizi emrediyor demiş. Onlar da, A! Sen bizimle alay mı ediyorsun? diye cevap vermişlerdi. Musa da, öyle câhillere katılmaktan Allah'a sığınırım demişti. 59 00:17:16,140 --> 00:17:38,140 Bunun üzerine Musa'ya, peki öyleyse Rabbine yalvar da, onun ne olduğunu bize açıklasın, dediler. Musa, Rabbim şöyle buyuruyor. O sığır, ne pek geçkin, ne de körpe olmayıp, orta yaşta dinç bir inek olacaktır. Haydi size emredilen işi yapın bakalım, dedi. 60 00:17:38,140 --> 00:17:51,140 Bu sefer, Rabbine yalvar da, onun rengini bize bildirsin, dediler. O da, Allah, o bakanların içini açan, parlak sarı bir inek olacaktır, buyuruyor, dedi. 61 00:17:51,140 --> 00:18:08,120 Onlar yine dediler ki, bizim adımıza Rabbine yalvar da, onun nasıl olacağını bize iyice bildirsin. Zira, nasıl bir sığır istendiği konusunda tereddütte kaldık. Ama inşâAllah, matlûb olanı bulabiliriz. 62 00:18:08,140 --> 00:18:24,140 Musa, Rabbim şöyle diyor. O inek, ne toprağa sürmek için çifte koşulmuş, ne de ekin sulamada çalıştırılmış, salma ve her kusurdan uzak, hiç alacası bulunmayan bir inek olacaktır. 63 00:18:24,140 --> 00:18:44,140 Onlar, işte şimdi gerçeği tam anlayacağımız tarzda bildirdin, diyerek, nihâyet sığırı kestiler ki, neredeyse bunu yapmayacaklardı. Hani siz bir adam öldürmüştünüz de, peşinden kâtilin kim olduğu hakkında, birbirinizle atışmış, suçu üzerinizden atmıştınız. 64 00:18:44,140 --> 00:19:03,140 Hâlbuki Allah, sizin gizlediğinizi meydana çıkaracaktı. Bunun üzerine, kestiğiniz ineğin bir parçası ile, o maktûlün cesedine vurun, dedik. Vurulunca da, o diriliverdi. İşte Allah, bunu nasıl dirilttiyse, ölüleri de öyle diriltir. 65 00:19:03,140 --> 00:19:17,140 Aklınızı, iyice kullanasınız diye, mu'cizelerini size gösterir. Sonra, bunun arkasından kalpleriniz katılaştı. Artık onlar, taş gibi, hatta ondan da katı. 66 00:19:17,140 --> 00:19:33,140 Çünkü, öyle taşlar var ki, içinden ırmaklar fışkırır. Öylesi var ki, çatlar da, bağrından su kaynar. Ve öylesi var ki, Allah'a olan tâzîmi sebebiyle, yukarıdan düşüp parçalanır. 67 00:19:33,140 --> 00:19:51,140 Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. Nasıl olur, onların size güvenmelerini bekleyebilirsiniz ki? Çünkü onlardan bir zümre vardı ki, Allah'ın kelâmını işitip, akılları aldıktan sonra, bile bile onu değiştirirlerdi. 68 00:19:51,140 --> 00:20:11,140 Onlar, imân edenlerle karşılaştıklarında, biz de imân ettik, derler. Kendi aralarında kaldıklarında ise, ne yapıyorsunuz, derler. Rabbinizin huzurunda, aleyhinize hüccet edinsinler diye mi tutup, Allah'ın size açtığı gerçeği onlara söylüyorsunuz? 69 00:20:11,140 --> 00:20:35,140 Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz? Bilmiyorlar mı ki, Allah, onların gizlediklerini de bilir, açıkladıklarını da. Onların bir kısmı da, ümmîdir. Kitap nedir, bilmezler. Bütün bildikleri, kendilerine anlatılan, bir takım kuruntu ve uydurmalardır. Onlar, sadece bir zan içindedirler. 70 00:20:35,140 --> 00:20:58,140 Elleriyle kitap yazıp, biraz para almak için, bu Allah tarafındandır, diyenlerin vay hâline. Vay o, ellerinin yazdıklarından ötürü onlara. Vay o, kazandıkları vebal yüzünden onlara. Bir de derler ki, cehennem ateşi, sayılı birkaç gün dışında, bize asla dokunmayacak. 71 00:20:58,140 --> 00:21:12,140 De ki, buna dair, Allah'tan garanti mi aldınız? Aldıysanız ne âlâ. Allah, vaadinden asla caymaz. Yoksa, kesin bilmediğiniz şeyi mi Allah adına söylüyorsunuz? 72 00:21:12,140 --> 00:21:28,140 Hayır. Durum, hiç de öyle değil. Günah işleyip de, günahın kendisini, her taraftan kuşattığı kimseler var ya, işte onlar, cehennemliktir. Hem de orada, ebedî kalacaklardır. 73 00:21:28,140 --> 00:21:38,140 İman edip, makbul ve güzel işler yapanlar ise, işte onlar da cennetliktir. Hem de orada, ebedî kalacaklardır. 74 00:21:38,140 --> 00:21:58,140 Bir vakit, İsrail oğullarından söz alıp, Allah'tan başkasına ibadet etmeyin. Anneye, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara güzel muamele edin. İnsanlara tatlı söz söyleyin. Namazı hakkıyla edâ edin. Zekâtı verin, demiştik. 75 00:21:58,140 --> 00:22:17,140 Sonra, pek azınız hâriç, sözünüzden döndünüz. Hâlâ da yüz çevirmektesiniz. Hani sizden, birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi ülkenizden çıkarmayın, diye söz almıştık. Siz de bunu kabul etmiştiniz. Buna siz de şâhitlik edersiniz. 76 00:22:17,140 --> 00:22:46,140 Ama, işte siz, birbirinizi öldürüyor, bir kısmınızı yurdunuzdan çıkarıyor, onlara karşı günahta ve zulümde, birbirinizi destekliyorsunuz. Bununla beraber, onlar, esîr olarak gelirlerse, fidyelerini verip, onları kurtarıyorsunuz. Hâlbuki, aslında, onların çıkarılması size harâm kılınmıştı. Ne o, kitâbın bir kısmına inanıp, bir kısmını redd mi ediyorsunuz? 77 00:22:46,140 --> 00:23:15,140 İçinizden, böyle yapanların elde edeceği netîce, dünya hayatında rüsvaylıktan başka bir şey değildir. Kıyâmet günü ise, en şiddetli azâba itilirler. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. İşte onlar, âhiretlerini verip, karşılığında dünya hayatını satın almışlardır. Onun için, bunların cezâsı, aslâ hafifletilmez. Kendilerine yardım da edilmez. 78 00:23:15,140 --> 00:23:31,140 Biz, Musâ'ya kitâb verdik. Ondan sonra, peş peşe peygamberler gönderdik. Meryem'in oğlu İsa'ya da, mu'cizeler, açık deliller verdik ve onu, Rûh-ül Kudüs, Cebrâil ile destekledik. 79 00:23:31,140 --> 00:23:47,140 Demek size, her ne zaman bir peygamber gelip de, nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirirse, kafa tutacak, onların kimine yalancı deyip, kimini öldüreceksiniz ha? Kalplerimiz perdelidir dediler. Öyle değil. 80 00:23:47,140 --> 00:24:03,140 Kâfirlikleri sebebiyle, Allah, onlara lânet etti. Onun için, pek az îmân ederler. Onlar, Allah tarafından, ellerindeki Tevrat'ı tasdîk eden, bir kitâb gönderildiği zaman, 81 00:24:03,140 --> 00:24:19,140 daha önce kâfirlere karşı zafer kazanmak için, âhir zaman peygamberi hakkı için diye duâ ettikleri hâlde, evet, o tanıyıp, bekledikleri peygamber kendilerine gelince, onu inkâr ettiler. 82 00:24:19,140 --> 00:24:36,140 Bu sebeple, Allah'ın lâneti de, kâfirlerin boynuna olsun. Bunların, kendilerini uğruna sattıkları şey, ne kadar da fena! Allah'ın, kullarından dilediği birine, kendi lûtfundan vahiy indirmesini kıskanarak, 83 00:24:36,140 --> 00:24:48,140 Allah ne indirdiyse, hepsini inkâr ettiler de, gazâb üstüne gazâba uğradılar. Kâfirler için, zelîl ve perîşân eden bir azâb da vardır. 84 00:24:48,140 --> 00:24:58,140 Onlara, Allah'ın indirdiği bu Kur'ân'a da îmân edin, denildiği vakit, biz sadece, bize indirilene inanırız, derler. 85 00:24:58,140 --> 00:25:07,140 Kur'ân, ellerindeki Tevrat'ı tasdîk eden, hak kitâb olmasına rağmen, kendi kitaplarından başkasını inkâr ederler. 86 00:25:07,140 --> 00:25:19,140 Onlara, de ki, size gönderilen Tevrat'a inanma iddâınızda samîmî iseniz, peki ne diye daha önce Allah'ın nebîlerini öldürüyordunuz? 87 00:25:19,140 --> 00:25:29,140 Mûsâ size, en açık delil ve mûcizelerle geldi de, sonra kalkıp, onun yokluğunda, buzağıyı tanrı edindiniz. 88 00:25:29,140 --> 00:25:41,140 Siz öyle zâlimlersiniz işte. Size verdiğimiz kitâba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin diye, Tûr'u tepenize kaldırıp, sizden, atalarınızdan kesin söz aldık. 89 00:25:41,140 --> 00:25:53,140 Onlar, dinledik ve fakat isyan ettik, dediler. Çünkü kâfirlikleri sebebiyle, buzağıya tapma sevgisi, iliklerine işlemişti. 90 00:25:53,140 --> 00:26:14,140 De ki, eğer mü'min iseniz, imânınız size ne kötü şey emrediyor. De ki, eğer Allah katında, âhiret yurdu, cennet, bütün insanlar içinde, yalnız size âit ise ve bu iddianızda samîmî iseniz, haydi ölümü istesenize. 91 00:26:14,140 --> 00:26:24,140 Fakat, elleriyle yaptıkları işler ortadayken, ölümü asla istemezler. Allah, o zâlimleri pek iyi bilir. 92 00:26:24,140 --> 00:26:35,140 İnsanlar için de, dünya hayatına en hırslı olanların, onlar olduğunu görürsün. Hatta bu hırsta, müşriklerden bile daha ileridirler. 93 00:26:35,140 --> 00:26:47,140 Onlardan her biri, bin yıl yaşamak ister. Fakat uzun ömür, onu cezâdan uzaklaştıracak değildir. Allah, onların bütün yaptıklarını görür. 94 00:26:47,140 --> 00:27:04,140 De ki, kim Cebrail'e düşman ise, iyi bilsin ki, bu Kur'ân'ı daha önceki kitaplara tasdîk etmek, inananlar için bir rehber ve müjde olmak üzere, Allah'ın izniyle senin kalbine o indirmiştir. 95 00:27:04,140 --> 00:27:16,140 Kim, Allah'a, meleklerine, resûllerine, Cebrail'e, Mîkâil'e düşman ise, iyi bilsin ki, Allah da kâfirlerin düşmanıdır. 96 00:27:16,140 --> 00:27:34,140 Biz sana apaçık âyetler indirdik. Onları yoldan çıkan sapıklardan başkası inkâr etmez. O fâsıklar, hem bunları reddedecek, hem de ne zaman bir anlaşma yapsalar, içlerinden bir güruh, onu bozup atıverecek, öyle mi? 97 00:27:34,140 --> 00:27:42,140 Hatta sadece, az bir güruh da değil, onların ekserîsi, ahid tanımaz îmânsızlardır. 98 00:27:42,140 --> 00:28:00,140 Onlara, Allah katından, ellerindeki Tevrat'ı tasdîk eden bir peygamber gelince, o ehl-i kitaptan bir kısmı, güya gerçeği hiç bilmiyorlarmış gibi, Allah'ın kitâbını arkalarına atarak, ondan yüz çevirdiler de tuttular, 99 00:28:00,140 --> 00:28:14,140 Süleyman'ın hükümrânlığı hakkında, şeytanların uydurdukları sözlere tâbî oldular. Hâlbuki Süleyman, küfre gitmemişti. Fakat, asıl o şeytanlar küfre gittiler. 100 00:28:14,140 --> 00:28:29,140 Halka sihri ve Bâbil'de, Hârut ve Mârut adlı iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Oysa, o ikisi, "Biz sırf imtihan için gönderildik, sakın kâfir olma!" demedikçe, 101 00:28:29,140 --> 00:28:45,140 hiç kimseye sihir öğretmezlerdi. İşte bunlardan, koca ile karısının arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. Fakat, Allah'ın izni olmadıkça, onlar bununla hiç kimseye zarar veremezlerdi. 102 00:28:45,140 --> 00:29:13,140 Onlar, kendilerine zarar getirip, fayda vermeyen şeyler öğreniyorlardı. Büyüye müşteri olan kimsenin, âhiretten nasîbi olmadığını pek iyi biliyorlardı. Karşılığında, kendi varlıklarını sattıkları şey ne kötü, keşke bunu anlasalardı. Şayet onlar, imân edip, sihir gibi haramlardan sakınmış olsalardı, Allah katından, kendilerine verilecek mükâfatlar, 103 00:29:13,140 --> 00:29:27,140 elbette haklarında daha hayırlı olurdu. Keşke bunu bilselerdi. Ey imân edenler! Siz onların böylesi kötü etkilerine karşı uyanık olun. Meselâ: 104 00:29:27,140 --> 00:29:55,140 Râinâ demeyin. Unzûrnâ deyin ve dinleyip itaat edin. Kâfirler için acı veren bir azâb vardır. Gerek ehl-i kitaptan, gerek müşriklerden olsun, kâfirler, Rabbinizden size herhangi bir hayır indirilmesini arzu etmezler. Fakat, Allah rahmetini dilediğine seçip ihsân eder. Allah, büyük lûtuf sahibidir. 105 00:29:55,140 --> 00:30:13,140 Siz daha hayırlısını veya benzerini getirmedikçe, herhangi bir âyetin hükmünü nesh etmez veya ertelemeyiz. Allah'ın her şeye kâdir olduğunu bilmez misin? Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümrânlığı, Allah'ındır. 106 00:30:13,140 --> 00:30:36,140 Sizin ondan başka, ne bir hâmîniz, ne de bir yardımcınız vardır. Yoksa siz, daha önce Musâ'dan istendiği gibi, Resûlünüzden de, olur olmaz şeyler istemek, onu sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Kim, îmâna bedel inkârı alırsa, artık doğru yoldan sapmış olur. 107 00:30:36,140 --> 00:30:52,140 Sırf nefislerinden ileri gelen bir kıskançlık sebebiyle, ehl-i kitâptan birçok kimse, gerçek kendilerine ayan beyan belli olduktan sonra, sizi îmânınızdan uzaklaştırıp, kâfir hâline çevirmek isterler. 108 00:30:52,140 --> 00:31:21,140 Yine de Allah, bu husustaki emrini bildirinceye kadar, affedin ve hoşgörün. Şüphesiz Allah, her şeye kâdirdir. Namazı hakkıyla edâ edin. Zekâtı verin. Dünyada hayır olarak, ne yapıp gönderirseniz, mutlaka O'nun mükâfatını âhirette, Allah katında bulursunuz. Zira Allah, işlediğiniz her şeyi görmektedir. 109 00:31:21,140 --> 00:31:37,040 Bir de, Yahudi veya Hristiyan olanlardan başkası cennete asla giremez, dediler. Bu, onların kendi kuruntuları. Sen de ki, iddianızda tutarlıysanız, haydi delilinizi ortaya koyun. 110 00:31:37,040 --> 00:31:54,620 Hayır, iş öyle değil. Kim hâlis olarak, kendisini Allah'a teslim edip, güzel davranışlarda bulunursa, Rabbinin nezdinde, O'nun mükâfatı olacaktır. Onlar ne korkacak ve ne de üzüntü duyacaklardır. 111 00:31:55,040 --> 00:32:04,480 Yahudiler, "Hristiyanlar hakîki bir din üzere değil." dediler. Hristiyanlar ise, "Yahudiler hakîki bir din üzere değil." dediler. 112 00:32:04,920 --> 00:32:10,740 Hâlbuki, her iki topluluk da, kitâbı, Tevrat ve İncil'i okumaktalar. 113 00:32:11,140 --> 00:32:15,440 Dini bilmeyenler de, onlarınkine benzer sözler söylediler. 114 00:32:15,440 --> 00:32:21,700 Allah, kıyâmet günü anlaşamadıkları hususlarda, hükmünü verecektir. 115 00:32:22,080 --> 00:32:33,020 Allah'ın mescidlerinde, Allah'ın adının anılmasını engelleyip, oraların ıssız ve harap hâle gelmesine çalışanlardan daha zâlim kim olabilir? 116 00:32:33,560 --> 00:32:37,560 Bunlar, oralara ancak korka korka girebilirler. 117 00:32:37,560 --> 00:32:43,700 Onlar için dünyada zillet, âhirette ise, müthiş bir azap vardır. 118 00:32:44,260 --> 00:32:46,980 Doğu da, batı da Allah'ındır. 119 00:32:47,380 --> 00:32:53,300 Hangi tarafa dönerseniz, orada Allah'a itaat ve ibadet ciheti vardır. 120 00:32:53,780 --> 00:32:57,800 Muhakkak ki, Allah'ın lûtfu ve rahmeti geniştir. 121 00:32:58,340 --> 00:32:59,940 İlmi her şeyi kuşatır. 122 00:33:00,420 --> 00:33:03,220 Bir de, Allah evlât edindi dediler. 123 00:33:03,220 --> 00:33:07,080 Hâşâ! O, böyle şeylerden münezzehtir. 124 00:33:07,520 --> 00:33:12,760 Bilakîs, göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O'nun mahlûkudur. 125 00:33:13,140 --> 00:33:15,860 Hepsi, O'nun emrine boyun eğmektedir. 126 00:33:15,860 --> 00:33:19,640 O, gökleri ve yeri yoktan vâr edendir. 127 00:33:19,960 --> 00:33:25,300 Bir şeyi yaratmak isteyince, sadece, ol der, oluverir. 128 00:33:25,640 --> 00:33:33,640 Gerçeği bilmeyenler dediler ki, Allah bizimle konuşmalı veya bize mûcize gösterilmeli değil miydi? 129 00:33:34,140 --> 00:33:38,300 Onlardan öncekiler de, buna benzer sözler söylemişlerdi. 130 00:33:38,780 --> 00:33:41,320 Kalpleri nasıl da birbirine benziyor. 131 00:33:41,820 --> 00:33:47,540 Gerçekleri, iyice bilmek isteyenler için, delilleri apaçık gösterdik. 132 00:33:47,740 --> 00:33:55,900 Biz seni, sırf Kur'ân'la müjdelemen ve uyarman için, gerçeğin ta kendisi olarak gönderdik. 133 00:33:56,100 --> 00:34:01,240 Yoksa sen, cehennemliklerden ötürü sorguya çekilecek değilsin. 134 00:34:01,480 --> 00:34:08,600 Ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar, sen onların dinlerine tâbî olmadıkça, aslâ senden 135 00:34:08,600 --> 00:34:38,580 razı olmazlar. Sen de ki: Allah'ın hidayet yolu olan İslâm, doğru yolun ta kendisidir. Sana gelen bunca ilimden sonra, onların hevâ ve heveslerine uyacak olursan, Allah'a karşı hiçbir koruyucu ve yardımcı bulamazsın. Kendilerine verdiğimiz kitabı, lâyık olduğu şekilde okuyup izleyenler var ya, işte onu tasdîk edenler onlardır. Kim onu inkâr ederse, 136 00:34:38,600 --> 00:35:08,580 işte onlar, hüsrâna uğrayacakların ta kendileridir. Ey İsrâil'in evlâtları! Size ihsân ettiğim nîmetimi ve sizi vaktiyle diğer insanlara üstün kıldığımı hatırlayın. Öyle bir günden sakının ki, o gün, hiçbir kimse, bir başkasının yerine ödeme yapamaz. Hiçbir kimseden fidye kabul edilmez ve kendisine şefaat fayda etmez. Onlara yardım da edilmez. 137 00:35:08,600 --> 00:35:27,780 Şunu da hatırda tutun ki, bir vakit, Rabbi, İbrahim'i birtakım emirlerle sınamıştı. O da onları hakkıyla yerine getirdiğinden, Rabbi kendisine, seni insanlara önder, imam yapacağım dedi. 138 00:35:27,780 --> 00:35:40,180 İbrahim, ya Rabbi, neslimden de önderler çıkar, deyince, Allah, zâlimler, ahdime, nübüvvete nâil olamazlar, buyurdu. 139 00:35:40,640 --> 00:36:02,780 Biz Beytullah'ı, insanlara sevâp kazanmaları için, toplantı ve güven yeri kıldık. Siz de makâm-ı İbrahim'i namazgâh edininiz. İbrahim ile İsmâil'e de, tavâf edenler, itikâfa girenler, rükû ve secde edenler için, bu evimi tertemiz bulundurun diye emretmiştik. 140 00:36:02,780 --> 00:36:17,240 Ve o vakit, İbrahim, ya Rabbi, burayı güvenli bir şehir yap. Buranın halkından, Allah'a ve âhiret gününe îman edenleri, çeşit çeşit mahsûllerle rızıklandır, dedi. 141 00:36:17,740 --> 00:36:29,980 Bunun üzerine buyurdu ki, onlardan, inkâr edeni dahi rızıklandırıp, az bir zaman hayattan nasîb aldırır, sonra da onları cehennem azâbına sürerim. 142 00:36:29,980 --> 00:36:34,320 Orası, varılacak yer olarak, ne fena bir yerdir. 143 00:36:34,640 --> 00:36:41,100 İbrahim ile İsmâil, Beytullah'ın temellerini yükseltirken, şöyle dua ediyorlardı. 144 00:36:41,580 --> 00:36:50,640 Ey bizim Kerim Rabbimiz! Yaptığımız bu işi kabul buyur bizden. Hakkıyla işiten ve bilen, ancak sensin. 145 00:36:50,640 --> 00:37:03,240 Ey bizim Kerim Rabbimiz! Bizi yalnız sana boyun eğen Müslüman, soyumuzdan da, yalnız sana teslimiyet gösteren bir Müslüman ümmet yetiştir. 146 00:37:03,740 --> 00:37:09,700 Ve bizlere, ibadetimizin yollarını göster, tövbelerimizi kabul buyur. 147 00:37:10,160 --> 00:37:17,820 Muhakkak ki, tövbeleri en güzel şekilde kabul eden, çok merhametli olan, ancak sensin. 148 00:37:18,320 --> 00:37:27,720 Ey bizim Hakîm Rabbimiz! Onların içinden, öyle bir Resûl gönder ki, kendilerine, senin âyetlerini okusun. 149 00:37:28,220 --> 00:37:33,360 Onlara kitâbı ve hikmeti öğretsin. Ve onları tertemiz kılsın. 150 00:37:33,880 --> 00:37:42,940 Muhakkak ki, azîz sensin. Hakîm sensin. Üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibisin. 151 00:37:43,440 --> 00:37:53,580 Kendini bilmeyen ahmaktan başka kim, İbrahim'in dîninden yüz çevirir ki, biz onu, dünyada nübüvvetle müşerref kılıp seçtik. 152 00:37:53,980 --> 00:37:57,020 O, âhirette de sâlihlerden olacaktır. 153 00:37:57,420 --> 00:38:07,580 Rabbi ona, kendini can-ı gönülden Hakk'a teslim et, deyince, o derhâl âlemlerin Rabbine teslim oldum, demişti. 154 00:38:07,980 --> 00:38:16,720 Bu dîni, İbrahim, kendi evlâtlarına vasiyet ettiği gibi, Yakup da böyle yaptı ve, evlâtlarım, dedi. 155 00:38:16,720 --> 00:38:24,040 Allah, sizin için bu dîni seçti. Sakın müslümanlıktan başka bir dîn üzere ölmeyin. 156 00:38:24,520 --> 00:38:37,520 Ne o, yoksa siz, ölüm Yakup'a gelip çattığında, o evlâtlarına, benim ölümümden sonra kime ibadet edeceksiniz dediğinde, siz orada mı bulunuyordunuz? 157 00:38:37,520 --> 00:38:50,260 Onlar cevâben şöyle demişlerdi, senin ilâhına, senin ataların, İbrahim, İsmâil ve İshâk'ın ilâhı olan tek ilâha kulluk ederiz. 158 00:38:50,620 --> 00:38:54,160 Ve biz ancak, ona teslim olan müslümanlarız. 159 00:38:54,560 --> 00:39:06,400 İşte onlar bir ümmetti. Geldi, geçti. Onların kazandığı kendilerine, sizin kazandığınız da sizedir. Siz onların işlediklerinden sorguya çekilmezsiniz. 160 00:39:06,820 --> 00:39:12,020 Bir de, Yahudi veya Hristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız, dediler. 161 00:39:12,020 --> 00:39:22,120 De ki, biz bütün bâtıl dinlerden uzaklaşmış olarak, İbrahim'in dînine tâbî oluruz. O, hiçbir zaman müşriklerden olmadı. 162 00:39:22,700 --> 00:39:46,820 Deyiniz ki, biz Allah'a, bize indirilen Kur'ân'a, keza İbrahim'e, İsmâil'e, İshâk'a, Yakub'a ve onun torunlarına indirilene ve yine Musa'ya, İsa'ya, hülâsa, bütün peygamberlere, Rableri tarafından verilen kitaplara imân ettik. 163 00:39:46,820 --> 00:40:00,380 Onlar arasında, asla bir ayrım yapmayız. Biz yalnız, ona teslim olan müslümanlarız. Eğer onlar da sizin îmân ettiğiniz gibi îmân ederlerse, doğru yolu bulmuş olurlar. 164 00:40:00,880 --> 00:40:16,280 Yok, yüz çevirirlerse, mutlaka size karşı bir ayrılık ve düşmanlık içindedirler. Bu takdirde ise, onların hakkından gelmek için, Allah sana yeter. O hakkıyla işitir ve bilir. 165 00:40:16,280 --> 00:40:38,380 Siz, Allah'ın verdiği rengi alınız. Allah'ın boyasından daha güzel boya vuran kim olabilir? Biz ancak, ona ibadet ederiz, deyiniz. Ve de ki, Allah, hem bizim Rabbimiz, hem de sizin Rabbiniz olduğu hâlde, siz bizimle, Allah hakkında mı münâkaşa ediyorsunuz? 166 00:40:38,380 --> 00:40:49,040 Bizim yaptıklarımızın karşılığı bize, sizin yaptıklarınızınki ise, size âit. Biz tam bir samimiyetle, yalnız ona bağlıyız. 167 00:40:49,480 --> 00:40:59,460 Yoksa siz, İbrahim, İsmâil, İshâk ve Yâkub'un ve onun evlâtlarının, Yahudi veya Hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? 168 00:40:59,460 --> 00:41:12,660 De ki, siz mi daha iyi bileceksiniz, yoksa Allah mı? Allah'ın, kitâbı vasıtasıyla, kendisine ulaştırdığı hakîkati gizleyenden daha zâlim, kim olabilir? 169 00:41:12,660 --> 00:41:30,260 Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. İşte onlar, bir ümmetti, geldi geçti. Onların kazandığı kendilerine, sizin kazandığınız da sizedir. Siz, onların işlediklerinden sorguya çekilmezsiniz. 170 00:41:31,260 --> 00:41:46,560 Akılsız insanlar, bu müslümanları, daha önce yöneldikleri kıbleden çeviren sebep nedir, diyecekler. De ki, doğu da, batı da Allah'ındır. O, dilediği kimseyi doğru yola yöneltir. 171 00:41:46,560 --> 00:42:00,700 Ve işte böylece, biz sizi, örnek bir ümmet kıldık ki, insanlar nezdinde, hakkın şâhitleri olasınız ve peygamber de, sizin hakkınızda şâhit olsun. 172 00:42:00,700 --> 00:42:14,580 Daha önce yöneldiğin kıbleyi, tekrar kıble yapmamızın sebebi, sırf peygamberin izinden gidenlerle, ondan ayrılıp, gerisin geriye dönecekleri, meydana çıkarmaktır. 173 00:42:14,960 --> 00:42:24,200 Gerçi bu, oldukça ağır bir iştir. Ancak, Allah'ın doğru yola erdirdiği kimseler için, mesele teşkil etmez. 174 00:42:24,200 --> 00:42:33,860 Allah, imânınızı zâyi edecek değildir. Çünkü Allah, insanlara karşı pek şefkatlidir, çok merhametlidir. 175 00:42:34,260 --> 00:42:42,200 Elbette, ilâhî buyruğu bekleyerek, yüzünün semâya çevrilip durduğunu görüyoruz. Artık müsterih ol. 176 00:42:42,660 --> 00:42:49,380 İşte memnun olacağın kıbleye seni yöneltiyoruz. Haydi yüzünü, mescid-i harama doğru çevir. 177 00:42:49,720 --> 00:42:55,540 Siz de ey mü'minler! Nerede olursanız olunuz, yüzünüzü oraya doğru çevirin. 178 00:42:55,980 --> 00:43:03,100 Kendilerine kitap verilmiş olanlar, kıbleyi çevirmenin gerçekten, Rableri tarafından olduğunu bilirler. 179 00:43:03,660 --> 00:43:14,760 Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir. Kendilerine kitap verilmiş olanlara, her türlü delili de getirsen, onlar senin kıblene yönelmezler. 180 00:43:15,120 --> 00:43:34,340 Sen de onların kıblesine dönecek değilsin. Zaten, onların da bazısı, bazısının kıblesine yönelmez ki. Faraza, sana gelen bunca ilimden sonra, onların keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, o takdirde sen de zâlimlerden olursun. 181 00:43:34,340 --> 00:43:42,620 Kendilerine kitap vermiş olduğumuz kimseler, onu, Muhammed'i, tıpkı evlâtlarını tanıdıkları gibi tanırlar. 182 00:43:43,120 --> 00:43:47,860 Böyleyken, onlardan bir kısmı, bile bile gerçeği gizler. 183 00:43:48,280 --> 00:43:54,300 Hak ve gerçek olan, Rabbinden gelendir. Bunda hiç tereddüdün olmasın. 184 00:43:54,800 --> 00:44:05,940 Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydin, öyleyse, hep hayırlara koşun, yarışın. Nerede olursanız olunuz, Allah, hepinizi bir araya getirir. 185 00:44:06,320 --> 00:44:15,900 Şüphesiz ki, Allah, her şeye kâdirdir. Her nereden yola çıkarsan çık, namazda yüzünü, mescid-i haram tarafına döndür. 186 00:44:16,320 --> 00:44:24,440 Şüphesiz ki, böyle yapmak, Rabbin tarafından gelen gerçektir. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. 187 00:44:24,440 --> 00:44:30,620 Her nereden yola çıkarsan çık, sen yüzünü, mescid-i haram tarafına çevir. 188 00:44:30,620 --> 00:44:41,320 Ve siz de ey mü'minler, her nerede olursanız, yüzünüzü oraya doğru çevirin ki, halk, aleyhinizde kullanacak bir delil bulamasın. 189 00:44:41,820 --> 00:44:53,560 Yalnız onlardan haksızlık edenler başka. Siz de onlardan değil, benden çekinin ve o tarafa yönelin ki, size olan nimetlerimi tamamlayayım. 190 00:44:54,080 --> 00:44:57,540 Ve böylece siz de, doğru yolu tutmuş olasınız. 191 00:44:57,540 --> 00:45:11,920 Nitekim, size âyetlerimizi okuması, sizi tertemiz hâle getirmesi, size kitap ve hikmeti ve bilmediğiniz nice şeyleri öğretmesi için, sizden birini elçi gönderdik. 192 00:45:12,280 --> 00:45:16,480 Öyleyse siz beni zikredin ki, ben de sizi anayım. 193 00:45:16,960 --> 00:45:19,740 Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin. 194 00:45:20,740 --> 00:45:28,120 Ey imân edenler! Sabır göstererek ve namazı vesîle kılarak, Allah'tan yardım dileyin. 195 00:45:28,620 --> 00:45:32,080 Muhakkak ki, Allah sabredenlerle beraberdir. 196 00:45:32,080 --> 00:45:36,380 Allah yolunda öldürülenler hakkında, ölü demeyin. 197 00:45:36,860 --> 00:45:39,000 Bilakis, onlar diridirler. 198 00:45:39,420 --> 00:45:41,820 Fakat siz bunun farkında değilsiniz. 199 00:45:42,220 --> 00:45:53,160 Biz mutlaka sizi, biraz korku ile, biraz açlık ile, yahut mala, cana veya ürünlere gelecek noksanlıkla deneriz. 200 00:45:53,460 --> 00:46:07,340 Sen sabredenleri müjdele, sabırlılar o kimselerdir ki, başlarına musîbet geldiğinde, biz Allah'a âidiz ve vakti geldiğinde, elbette O'na döneceğiz, derler. 201 00:46:07,340 --> 00:46:13,800 İşte Rableri tarafından, bol mağfiret ve rahmete mazhar olanlar onlardır. 202 00:46:14,200 --> 00:46:16,920 Doğru yolu bulanlar da ancak onlardır. 203 00:46:17,260 --> 00:46:21,580 Safa ile Merve, Allah'ın belirlediği nişânelerdendir. 204 00:46:21,960 --> 00:46:29,660 Kim, hac veya umre niyetiyle Kâbe'yi ziyaret ederse, oraları tavâf etmesinde bir beis yoktur. 205 00:46:30,100 --> 00:46:37,380 Her kim de, farz olmadığı hâlde, gönlünden koparak bir hayır işlerse, mükâfatını görür. 206 00:46:37,800 --> 00:46:41,020 Zira Allah, şükrün karşılığını verir. 207 00:46:41,440 --> 00:46:44,480 O, az amele, çok mükâfat verir. 208 00:46:44,820 --> 00:46:46,180 Ve her şeyi bilir. 209 00:46:46,180 --> 00:46:56,020 İnsanlar için, biz kitapta açıkladıktan sonra, indirmiş olduğumuz âşikâr delilleri ve hidayeti gizleyenler var ya, 210 00:46:56,560 --> 00:47:02,600 işte onlara, Allah lânet ettiği gibi, lânet edebilecek herkes de lânet eder. 211 00:47:02,600 --> 00:47:12,880 Ancak, onlardan tövbe edip, hâllerini düzelten ve gerçekleri açıklayanlara gelince, ben onların tövbelerini kabul ederim. 212 00:47:13,300 --> 00:47:15,720 Ben onların tövbelerini kabul ederim. 213 00:47:16,300 --> 00:47:20,680 Zira tövbeleri kabul eden, çok merhametli olan benim. 214 00:47:21,260 --> 00:47:33,220 İnkâr edenler ve inkârcı olarak da ölenler var ya, işte Allah'ın, meleklerinin ve bütün insanların lâneti, hep onların üstünedir. 215 00:47:33,220 --> 00:47:37,340 Onlar bu lânet içinde, ebedî olarak kalırlar. 216 00:47:37,800 --> 00:47:43,280 Onların azapları hafifletilmeyeceği gibi, kendilerine yeni bir mühlet de verilmez. 217 00:47:43,680 --> 00:47:45,900 Hepinizin ilâhı tek ilâhtır. 218 00:47:46,400 --> 00:47:48,180 Ondan başka tanrı yoktur. 219 00:47:48,620 --> 00:47:51,060 O rahmandır, rahimdir. 220 00:47:51,580 --> 00:47:57,340 Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün sürelerinin değişmesinde, 221 00:47:57,340 --> 00:48:02,760 insanlara fayda sağlamak üzere, denizlerde gemilerin süzülüşünde, 222 00:48:03,340 --> 00:48:13,020 Allah'ın gökten indirip, kendisiyle ölmüş yeri canlandırdığı yağmurda ve yeryüzünde hayat verip yaydığı canlılarda, 223 00:48:13,640 --> 00:48:21,300 rüzgârların yönlerini değiştirip durmasında, gökle yer arasında, emre hazır bulutların duruşunda, 224 00:48:21,360 --> 00:48:30,020 elbette, aklını çalıştıran kimseler için, Allah'ın varlığına ve birliğine nice deliller vardır. 225 00:48:30,520 --> 00:48:38,460 Öyle insanlar vardır ki, Allah'tan başkasını Allah'a denk tutar, tıpkı Allah'ı severcesine onları severler. 226 00:48:38,920 --> 00:48:45,180 Mü'minlerin Allah'a olan sevgileri ise, her şeyden daha ileri ve daha kuvvetlidir. 227 00:48:45,180 --> 00:48:52,540 O, böyle yaparak, kendilerine zulmedenler, azâbı gördükleri zaman anlayacakları gibi, 228 00:48:53,120 --> 00:49:02,840 bütün kuvvet ve kudretin, yalnız Allah'a âit olup, Allah'ın azâbının pek şiddetli olduğunu, keşke şimdiden bilselerdi. 229 00:49:02,840 --> 00:49:08,120 İşte önderler, kendilerini izleyenlerden uzak durdular. 230 00:49:08,560 --> 00:49:12,940 Azâbı gördüler ve aralarındaki her türlü bağ kesildi. 231 00:49:13,360 --> 00:49:16,100 Bunun üzerine tâbî olanlar şöyle dediler. 232 00:49:16,500 --> 00:49:17,960 Ah, ne olurdu! 233 00:49:18,440 --> 00:49:25,340 Elimize bir fırsat geçse de, onların bizden uzak durdukları gibi, biz de onları reddetseydik. 234 00:49:25,700 --> 00:49:33,940 İşte Allah Teâlâ, onlara, bütün yaptıklarını, en şiddetli pişmanlıklar hâlinde gösterecektir. 235 00:49:34,360 --> 00:49:37,620 Onların, o ateşten çıkacakları da yoktur. 236 00:49:37,620 --> 00:49:39,000 Ey insanlar! 237 00:49:39,620 --> 00:49:45,420 Yeryüzünde olan bütün nimetlerimden, helâl-hoş olmak şartıyla yeyiniz. 238 00:49:45,800 --> 00:49:48,520 Fakat şeytanın peşinden gitmeyiniz. 239 00:49:48,880 --> 00:49:52,260 Çünkü o, sizin besbelli düşmanınızdır. 240 00:49:52,680 --> 00:50:02,340 O, sizi hep çirkin işler ve hayâsızlık yapmaya, bir de Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri iddâ etmeye teşvik eder. 241 00:50:02,340 --> 00:50:08,420 Onlara, gelin, Allah'ın indirdiği buyruklara tâbî olun denildiğinde, 242 00:50:08,940 --> 00:50:14,740 hayır, biz babalarımızı hangi inanç üzerinde bulduysak, ona uyarız, derler. 243 00:50:15,160 --> 00:50:23,740 Babaları bir şeye akıl erdirememiş, babaları bir şeye akıl erdirememiş ve doğruyu bulamamış olsalar da mı onlara uyacaklar? 244 00:50:23,880 --> 00:50:33,620 İnkârcıları Hakka çağıranın durumu, tıpkı bağırıp çağırmadan başka bir şeyden anlamayan hayvanlara haykıran çobanın durumuna benzer. 245 00:50:34,080 --> 00:50:41,900 Onlar, sağır, dilsiz ve kördürler. Bundan ötürü, akıllarını kullanıp, gerçeği anlayamazlar. 246 00:50:42,300 --> 00:50:48,720 Ey imân edenler! Size kısmet ettiğimiz rızıkların, temiz ve helâlinden yeyiniz. 247 00:50:48,720 --> 00:50:53,340 Eğer yalnız Allah'a ibadet ediyorsanız, ona şükrediniz. 248 00:50:53,740 --> 00:51:02,380 O, size leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen hayvanın etini haram kıldı. 249 00:51:02,860 --> 00:51:12,880 Kim mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret miktarını geçmemek şartıyla, bunlardan yemesinde günah yoktur. 250 00:51:13,300 --> 00:51:20,760 Allah, gafurdur, rahimdir. Günahları çok affeder, merhamet ve ihsanı boldur. 251 00:51:21,120 --> 00:51:32,320 Allah'ın indirdiği kitaptan bir şey gizleyip, onu birkaç paraya satanlar var ya, işte onlar, karınlarına ateşten başka bir şey doldurmazlar. 252 00:51:32,700 --> 00:51:38,160 Kıyamet günü, Allah, onlarla konuşmaz ve onları temize çıkarmaz. 253 00:51:38,160 --> 00:51:41,140 Onlara son derece acı bir azap vardır. 254 00:51:41,640 --> 00:51:48,820 İşte onlar, hidâyeti bırakıp, dalâleti, mağfireti verip, azabı satın almışlardır. 255 00:51:49,180 --> 00:51:52,500 Bunlar, ateşe karşı ne kadar da dayanıklıymışlar. 256 00:51:53,000 --> 00:51:54,120 Böyle olacaktır. 257 00:51:54,460 --> 00:51:59,860 Çünkü Allah, kitabı gerçek bir gaye ile hak olarak indirmiştir. 258 00:52:00,300 --> 00:52:05,960 Ve kitap hakkında ihtilâfa dalanlar, haktan pek uzağa düşmüşlerdir. 259 00:52:05,960 --> 00:52:11,540 İyilik ve hayır, yüzlerinizi doğuya ya da batıya doğru çevirme değildir. 260 00:52:11,940 --> 00:52:20,300 Asıl iyilik, Allah'a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere imân eden, 261 00:52:20,820 --> 00:52:29,640 sevdiği malını, Allah'ı hoşnut etmek için, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalan gariplere, 262 00:52:29,700 --> 00:52:37,560 isteyenlere ve boyunduruk altında bulunup, hürriyetine kavuşmak isteyen, köle ve esirlere veren, 263 00:52:38,140 --> 00:52:44,460 namazı hakkıyla ifâ edip, zekâtı veren, sözleştiği zaman sözlerinde duran, 264 00:52:45,000 --> 00:52:53,320 hele hele, sıkıntı ve hastalık hâllerinde, savaşın şiddetli esnâsında sabreden kimselerin davranışlarıdır. 265 00:52:53,320 --> 00:53:03,900 İşte onlardır, imanlarında samîmî olanlar ve işte onlardır, Allah'ı sayıp, günahlardan korunan takvâlılar. 266 00:53:04,320 --> 00:53:05,980 Ey imân edenler! 267 00:53:06,420 --> 00:53:11,520 Öldürülen kimselerin hakkını almak için, size kısas, farz kılındı. 268 00:53:11,900 --> 00:53:17,700 Hür, hür ile, köle, köle ile, dişi, dişi ile kısas olunur. 269 00:53:17,700 --> 00:53:23,660 Ama kim, maktûlün velîsi tarafından affedilirse, kısas düşer. 270 00:53:24,040 --> 00:53:30,300 Bundan sonra, diyeti ona güzel bir şekilde ve tam olarak ödemek gerekir. 271 00:53:30,640 --> 00:53:35,460 Bu esneklik, Rabbiniz tarafından bir kolaylık ve lûtuftur. 272 00:53:35,880 --> 00:53:43,740 Artık kim bundan sonra, karşıdakinin hakkına tecavüz ederse, ona son derece acı bir azâp vardır. 273 00:53:43,740 --> 00:53:45,800 Ey akıl sahipleri! 274 00:53:46,300 --> 00:53:48,620 Kısasta sizin için hayat vardır. 275 00:53:49,060 --> 00:53:51,160 Böylece korunmayı umabilirsiniz. 276 00:53:51,560 --> 00:53:57,660 Sizden, öleceğini hisseden herhangi biriniz, geriye mal bırakacaksa, 277 00:53:58,140 --> 00:54:06,120 annesi, babası ve akrabaları için, münasip bir tarzda vasiyet etmesi, size farz kılındı. 278 00:54:06,600 --> 00:54:11,520 Bu, haksızlık yapmaktan korunan takvâlılar üzerine, borçtur. 279 00:54:11,520 --> 00:54:19,120 Kim bu vasiyeti işittikten sonra değiştirirse, artık vebâli, değiştirenlerin boynunadır. 280 00:54:19,480 --> 00:54:24,240 Şüphesiz, Allah, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir. 281 00:54:24,660 --> 00:54:32,000 Vasiyet edenin, hatâya düşüp, haksızlığa kaymasından veya günâha girmesinden endişe edip, 282 00:54:32,420 --> 00:54:36,260 ilgililerin arasını bulan kimse, hiçbir vebâle girmez. 283 00:54:36,260 --> 00:54:41,540 Allah, çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur. 284 00:54:41,920 --> 00:54:43,480 Ey imân edenler! 285 00:54:43,820 --> 00:54:49,060 Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, oruç tutmak, size de farz kılındı. 286 00:54:49,560 --> 00:54:53,460 Böylece, umulur ki, fenalıklardan korunursunuz. 287 00:54:53,940 --> 00:54:56,000 Oruç, sayılı günlerdedir. 288 00:54:56,380 --> 00:55:05,720 Sizden her kim, o günlerde hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca, başka günlerde oruç tutar. 289 00:55:06,160 --> 00:55:08,920 Oruç tutamayanlara, fidye gerekir. 290 00:55:09,320 --> 00:55:12,560 Fidye, bir fakiri doyuracak miktardır. 291 00:55:12,560 --> 00:55:21,940 Her kim de, kendi hayrına olarak, fidye miktarını arttırırsa, bu, kendisi hakkında, elbette daha hayırlıdır. 292 00:55:22,320 --> 00:55:29,680 Bununla beraber, eğer işin gerçeğini bilirseniz, oruç tutmanız, sizin için daha hayırlıdır. 293 00:55:30,080 --> 00:55:32,700 O sayılı günler, Ramazan ayıdır. 294 00:55:33,140 --> 00:55:47,540 O Ramazan ayı ki, insanlığa bir rehber olan, onları doğru yola götüren ve hakkı bâtıldan ayıran, en açık ve parlak delilleri ihtiva eden Kur'ân, o ayda indirildi. 295 00:55:47,540 --> 00:55:54,500 Artık sizden kim, Ramazan ayının hilâlini görürse, o gün oruca başlasın. 296 00:55:54,960 --> 00:56:01,080 Hasta veya yolcu olan, tutamadığı günler sayısınca, başka günlerde oruç tutar. 297 00:56:01,480 --> 00:56:06,140 Allah, sizin hakkınızda kolaylık ister, zorluk istemez. 298 00:56:06,520 --> 00:56:13,780 Oruç günlerini tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden ötürü, Allah'ı tâzîm etmenizi ister. 299 00:56:14,200 --> 00:56:17,400 Şükredesiniz diye, bu kolaylığı gösterir. 300 00:56:17,800 --> 00:56:23,920 Kullarım beni senden soracak olurlarsa, bilsinler ki, ben pek yakınım. 301 00:56:24,360 --> 00:56:27,460 Bana dua edenin duasına icâbet ederim. 302 00:56:27,460 --> 00:56:38,120 Öyleyse onlar da, davetime icâbet ve bana hakkıyla inanıp tasdîk etsinler ki, doğru yolda yürüyerek selâmete ersinler. 303 00:56:38,520 --> 00:56:39,520 Ey kocalar! 304 00:56:39,980 --> 00:56:46,060 Oruç tuttuğunuz günlerin gecelerinde, eşlerinize yaklaşmak size helâl kılındı. 305 00:56:46,500 --> 00:56:51,600 Eşleriniz sizin elbiseleriniz, siz de eşlerinizin elbiselerisiniz. 306 00:56:51,600 --> 00:56:59,140 Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için, yüzünüze bakıp, size bu lûtufta bulundu. 307 00:56:59,560 --> 00:57:06,840 Artık bundan böyle, onlara yaklaşıp, Allah'ın sizin için takdir buyurduğu neslin arayışı içinde olun. 308 00:57:07,200 --> 00:57:14,400 Şafak vaktine, günün ağarması gecenin karanlığından fark edilinceye kadar, yiyin, için. 309 00:57:15,000 --> 00:57:18,640 Sonra gece girinceye kadar, orucu tamamlayın. 310 00:57:19,140 --> 00:57:24,180 Mescidlerde, itikâfta bulunduğunuz sırada, eşlerinize yaklaşmayın. 311 00:57:24,740 --> 00:57:27,520 Bunlar, Allah'ın yasak sınırlarıdır. 312 00:57:27,880 --> 00:57:30,120 Sakın o hudutlara yaklaşmayın. 313 00:57:30,120 --> 00:57:39,600 İşte böylece, Allah, insanlara, zararlardan sakınıp korunmaları için, âyetlerini iyice açıklar. 314 00:57:39,980 --> 00:57:44,180 Bir de, birbirinizin mallarını haksız yollarla yemeyin. 315 00:57:44,660 --> 00:57:52,260 Halkın mallarından bir kısmını, bile bile, haksız yere yemek için, rüşvetlerle hâkimlere koşmayın. 316 00:57:52,260 --> 00:57:54,440 Sana hilâlleri sorarlar. 317 00:57:54,880 --> 00:58:01,400 De ki, onlar, insanlar için, özellikle hac için, vakit ölçüleridir. 318 00:58:01,880 --> 00:58:05,140 Evlere, arka taraftan girmeniz fazilet değildir. 319 00:58:05,560 --> 00:58:10,220 Asıl fazilet, haramlardan sakınan insanın gösterdiği fazilettir. 320 00:58:10,680 --> 00:58:13,400 Öyleyse, evlere kapılardan girin. 321 00:58:13,900 --> 00:58:18,260 Allah'a karşı gelmekten sakının ki, umduğunuza kavuşasınız. 322 00:58:18,260 --> 00:58:22,900 Sizinle savaşanlara karşı, siz de Allah yolunda savaşın. 323 00:58:23,340 --> 00:58:25,620 Fakat, haksız yere saldırmayın. 324 00:58:26,160 --> 00:58:29,460 Muhakkak ki Allah, haddi aşanları sevmez. 325 00:58:29,860 --> 00:58:32,380 Onları nerede yakalarsanız öldürün. 326 00:58:32,800 --> 00:58:36,060 Sizi çıkardıkları yerden, siz de onları çıkarın. 327 00:58:36,480 --> 00:58:42,320 Fitne, dinden döndürmek için işkence yapmak, adam öldürmekten beterdir. 328 00:58:42,320 --> 00:58:50,780 Yalnız, onlar, mescid-i haramın yanında, sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla orada savaşmayın. 329 00:58:51,280 --> 00:58:55,900 Fakat, onlar size savaş açarlarsa, siz de onlarla savaşın. 330 00:58:56,380 --> 00:58:59,000 İşte, kâfirlerin cezası böyledir. 331 00:58:59,440 --> 00:59:04,100 Şayet onlar vazgeçerlerse, siz de savaştan vazgeçin. 332 00:59:04,620 --> 00:59:10,180 Zira, Allah çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur. 333 00:59:10,180 --> 00:59:19,860 Bu fitne, işkence, ortadan kalkıp, din ve itaat, yalnız Allah'a mahsus oluncaya kadar, onlarla savaşın. 334 00:59:20,320 --> 00:59:28,180 Eğer, inkârdan ve tecavüzden vazgeçerlerse, bilin ki, zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur. 335 00:59:28,600 --> 00:59:31,020 Haram ay, haram aya bedeldir. 336 00:59:31,420 --> 00:59:32,980 Hürmetler karşılıklıdır. 337 00:59:33,400 --> 00:59:38,120 O hâlde, kim size saldırırsa, siz de aynısıyla karşılık verin. 338 00:59:38,120 --> 00:59:40,820 Allah'a karşı gelmekten sakının. 339 00:59:41,340 --> 00:59:45,500 Ve bilin ki, Allah, bu sakınanlarla beraberdir. 340 00:59:45,980 --> 00:59:51,860 Allah yolunda malınızı harcayın da, kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. 341 00:59:52,380 --> 00:59:54,140 Ve hep güzel davranın. 342 00:59:54,500 --> 00:59:57,580 Çünkü Allah, güzel hareket edenleri sever. 343 00:59:58,120 --> 01:00:02,260 Haccı da, umreyi de, Allah rızası için tamamlayın. 344 01:00:02,260 --> 01:00:08,740 Eğer, engellenecek olursanız, o durumda, kolayınıza gelen bir kurban gönderin. 345 01:00:09,140 --> 01:00:12,980 Kurbanlık yerine varıncaya kadar, başınızı tıraş etmeyin. 346 01:00:13,480 --> 01:00:24,520 Aranızda hasta, yahut başından rahatsız olan varsa, ona fidye olarak, oruç tutmak, sadaka vermek, yahut kurban kesmek gerekir. 347 01:00:24,520 --> 01:00:44,380 Hastalık veya yol emniyeti olmaması gibi sebeplerle, haccınızın engellenmesinden emîn olduğunuz zaman ise, her kim, hacca kadar, umre, temettû yaparak, sevap kazanmak isterse, onun da kolayına gelen bir kurban kesmesi gerekir. 348 01:00:44,380 --> 01:00:55,120 Kurbanlık temîn edemeyen kimse, üç gün hacda, yedi gün de döndüğünüz zaman, memleketinde olmak üzere, tam on gün oruç tutar. 349 01:00:55,500 --> 01:01:02,860 Bu, temettû ve kurban, harem bölgesinde, Mekke'de, ikâmet etmeyenler içindir. 350 01:01:02,860 --> 01:01:09,580 Allah'a karşı gelmekten sakının ve Allah'ın cezasının çetin olduğunu iyi bilin. 351 01:01:10,020 --> 01:01:12,120 Hac, mâlûm aylardadır. 352 01:01:12,500 --> 01:01:26,580 Kim o aylarda, haccı îfâya azmederse, bilsin ki, hac esnâsında, ne cinsel yaklaşma, ne günah sayılan davranışlarda bulunma, ne de tartışma ve sürtüşme vardır. 353 01:01:26,580 --> 01:01:32,080 Siz, hayır olarak, her ne yaparsanız, Allah mutlaka onu bilir. 354 01:01:32,440 --> 01:01:38,900 Azıklanın ve bilin ki, azığın en hayırlısı, kötülüklerden korunmadır. 355 01:01:39,300 --> 01:01:43,880 Öyleyse, bana karşı gelmekten korunun, ey akıl sahipleri! 356 01:01:44,360 --> 01:01:52,860 Hac mevsiminde ticaret yaparak, Rabbinizden size gelecek kâr ve yarar talep etmenizde, size bir vebal yoktur. 357 01:01:53,280 --> 01:02:02,060 Arafat'ta, vakfeden ayrılıp, sel gibi Müzdelife'ye doğru akın ettiğinizde, Meş'ar-i Haram'da Allah'ı zikredin. 358 01:02:02,060 --> 01:02:09,520 O size nasıl güzelce doğru yolu gösterdiyse, siz de öyle güzel bir şekilde, onu zikredin. 359 01:02:10,520 --> 01:02:16,760 Bilirsiniz ki, onun yol göstermesinden önce, siz yolu şaşırmış kimselerdendiniz. 360 01:02:17,100 --> 01:02:40,560 Hac ibadetlerinizi tamamlayınca, vaktiyle atalarınızı anıp, onlarla öğündüğünüz gibi, hatta daha fazla, daha hürmetle Allah'ı anın. 361 01:02:40,560 --> 01:02:47,060 Bazı kimseler, ey yüce Rabbimiz, bize vereceğini bu dünyada ver, derler. 362 01:02:47,440 --> 01:02:50,480 Bunların, âhirette nasipleri yoktur. 363 01:02:50,900 --> 01:03:00,740 Bazıları da, ey bizim yüce Rabbimiz, bize bu dünyada da iyilik ve güzellik ver, âhirette de iyilik ve güzellik ver. 364 01:03:01,240 --> 01:03:04,640 Ve bizi cehennem ateşinden koru, derler. 365 01:03:05,040 --> 01:03:11,300 İşte bunlar, kazandıkları şeylerin, hayır ve bereketlerini fazlasıyla görürler. 366 01:03:11,760 --> 01:03:14,300 Allah, hesabı çok çabuk görür. 367 01:03:14,740 --> 01:03:24,060 Kim acele edip, iki günde dönerse, ona vebal yoktur. 368 01:03:24,380 --> 01:03:29,700 Kim geri kalırsa, günahlardan korunduğu takdirde, ona da vebal yok. 369 01:03:30,120 --> 01:03:38,680 Allah'a karşı gelmekten korunun ve bilin ki, hepiniz neticede diriltilip, onun huzurunda toplanacaksınız. 370 01:03:39,080 --> 01:03:45,900 İnsanlardan, öylesi vardır ki, dünya hayatına dair sözleri, senin hoşuna gider. 371 01:03:46,420 --> 01:03:51,420 Üstelik, sözünün özüne uyduğuna, Allah'ı da şâhit gösterir. 372 01:03:51,780 --> 01:03:56,120 Hâlbuki, gerçekte, o düşmanların en yamanıdır. 373 01:03:56,500 --> 01:04:00,580 Senin yanından ayrılınca, ülkede fesad çıkarmaya çalışır. 374 01:04:01,000 --> 01:04:03,840 Ürünleri ve nesilleri mahvetmek için uğraşır. 375 01:04:03,840 --> 01:04:08,840 Allah, elbette fesadı, bozgunculuğu sevmez. 376 01:04:09,200 --> 01:04:19,420 O adama, Allah'tan kork da fesad çıkarma denildiğinde, kendini benlik ve gurur kaplar ve bu, onu daha fazla günaha sürükler. 377 01:04:19,860 --> 01:04:22,860 Böylesinin hakkından, cehennem gelir. 378 01:04:23,420 --> 01:04:26,860 Gerçekten, ne fena yataktır o cehennem. 379 01:04:27,360 --> 01:04:34,200 İnsanlardan, öylesi de vardır ki, Allah'ın rızâsını kazanmak için, kendisini fedâ eder. 380 01:04:34,620 --> 01:04:37,500 Allah da, kullarına pek merhametlidir. 381 01:04:38,020 --> 01:04:39,560 Ey imân edenler! 382 01:04:39,980 --> 01:04:45,740 Hepiniz, toptan barış ve selâmete girin de, şeytanın adımlarını izlemeyin. 383 01:04:46,200 --> 01:04:50,620 Çünkü o, sizin aranızı açan, belli bir düşmandır. 384 01:04:50,620 --> 01:05:01,660 Eğer size bunca gerçekler, açık deliller geldikten sonra, haktan ayrılırsanız, iyi bilin ki, Allah, aziz ve hakîmdir. 385 01:05:02,080 --> 01:05:04,800 Şeytanın peşinden gidenler ne bekliyorlar? 386 01:05:05,240 --> 01:05:17,200 Onlar, akılları sıra, buluttan gölgelikler içinde, Allah'ın ve meleklerin gelip, haklarındaki hükmün verilmesini, işlerinin bitirilivermesini mi bekliyorlar? 387 01:05:17,660 --> 01:05:21,460 Bütün işler ve hükümler, Allah'a aittir. 388 01:05:21,860 --> 01:05:26,340 İsraîloğullarına sor, onlara nice açık belgeler verdik. 389 01:05:26,340 --> 01:05:36,220 Her kim, Allah'ın kendisine lûtfetmiş olduğu nimeti değiştirirse, iyice bilsin ki, Allah'ın cezâsı pek şiddetlidir. 390 01:05:36,580 --> 01:05:39,780 Kâfirlere dünya hayatı süslü gösterildi. 391 01:05:40,200 --> 01:05:43,380 Bu yüzden, îmân edenlerle eğlenirler. 392 01:05:43,920 --> 01:05:50,960 Hâlbuki, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, kıyâmet günü öbürlerinin üstündedir. 393 01:05:51,380 --> 01:05:54,760 Allah, dilediğine hesapsız nimetler verir. 394 01:05:54,760 --> 01:05:59,020 Bütün insanlar, bir tek ümmet teşkil ediyorlardı. 395 01:05:59,540 --> 01:06:09,960 Aralarında ihtilâf başlayınca, Allah, onlara, içlerinden müjdeleyici ve uyarıcı olarak, peygamberler gönderdi. 396 01:06:10,460 --> 01:06:21,380 Onların beraberinde, insanlar arasında hükmetmek için, kitâb ve hikmeti gönderdi ki, ihtilâf ettikleri konularda, aralarında hükmetsin. 397 01:06:21,380 --> 01:06:36,000 Hâlbuki, o meselelerde anlaşmazlığa düşenler, kendilerine apaçık âyetlerimiz geldikten sonra, sırf aralarındaki haset yüzünden ihtilâfa düşen, ehl-i kitaptan başkası değildi. 398 01:06:36,480 --> 01:06:45,040 Allah da, onların hakkında ihtilâf ettikleri gerçeği, kendi izniyle bu îmân edenlere bildirdi. 399 01:06:45,540 --> 01:06:49,840 Öyle ya, Allah, dilediğini doğru yola eriştirir. 400 01:06:50,260 --> 01:06:58,580 Yoksa siz, daha önce geçmiş ümmetlerin başlarına gelen durumlara maruz kalmadan, cennete gireceğinizi mi sandınız? 401 01:06:59,040 --> 01:07:06,880 Onlar, öyle ezici mihnetlere, öyle zorluklara düçar oldular, öyle şiddetle sarsıldılar ki, 402 01:07:07,420 --> 01:07:15,960 peygamber ile yanındaki mü'minler bile, Allah'ın vaad ettiği yardım ne zaman yetişecek, diyecek duruma geldiler. 403 01:07:15,960 --> 01:07:19,900 İyi bilin ki, Allah'ın yardımı yakındır. 404 01:07:20,220 --> 01:07:25,500 Sana, Allah yolunda kimlere ve ne harcayacaklarını sorarlar. 405 01:07:25,900 --> 01:07:35,540 De ki, infâk edeceğiniz mal, anne, baba, akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmış gariplere verilmelidir. 406 01:07:36,020 --> 01:07:40,580 Hayır olarak, daha ne yaparsanız, Allah muhakkak onu bilir. 407 01:07:41,120 --> 01:07:44,320 Hoşlanmasanız da, savaş size farz kılındı. 408 01:07:44,760 --> 01:07:49,100 Olur ki, hoşlanmadığınız bir şey, sizin için hayırlı olur. 409 01:07:49,560 --> 01:07:54,700 Olur ki, sevip arzu ettiğiniz bir şey, sizin için şerli olur. 410 01:07:55,200 --> 01:07:58,400 Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz. 411 01:07:58,800 --> 01:08:03,380 Sana, haram ayı ve bu ayda savaşmanın hükmünü sorarlar. 412 01:08:03,800 --> 01:08:07,580 De ki, o ayda savaşmak, büyük bir günahtır. 413 01:08:07,580 --> 01:08:17,200 Fakat, insanları Allah yolundan engellemek, Allah'ı inkâr etmek, Mescid-i Haram'ı ziyareti yasaklamak, o mescidin ehlini, 414 01:08:17,200 --> 01:08:47,180 yani Müslümanları oradan çıkarmak ise, Allah nazarında daha büyük günahtır. Dinden döndürmek için işkence, öldürmekten beterdir. Kâfirler, ellerinden gelse, sizi dîninizden döndürünceye kadar, sizinle savaşmaktan geri durmazlar. Sizden her kim dîninden döner ve kâfirlikte devam ederek ölürse, işte onların, dünyada da, 415 01:08:47,200 --> 01:09:17,180 ahirette de, yaptıkları boşa gider. Bunlar, cehennemlik olup, orada ebedî kalacaklardır. İman edip, gerektiğinde, Allah yolunda hicret ve cihad edenler var ya, işte bunlar, Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah çok affedicidir. Merhamet ve ihsanı boldur. Sana şarap ve kumar hakkındaki hükmü sorarlar. De ki, ikisinde de, 416 01:09:17,200 --> 01:09:33,860 hem büyük günah, hem de insanlara bazı menfaatler vardır. Fakat, günahları faydalarından daha çoktur. Bir de senden, hayır olarak ne harcayacaklarını sorarlar. De ki, ihtiyacınızdan artanı harcayın. 417 01:09:34,320 --> 01:09:52,860 Böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor ki, dünya ve âhiret hakkında düşünesiniz. Sana, yetimler hakkında da soru sorarlar. De ki, onların gerek kendilerini, gerek mallarını iyileştirip geliştirmek, elbette hayırlı bir iştir. 418 01:09:53,320 --> 01:10:03,320 Eğer, onlara sahip çıkmak için, kendileriyle beraber oturmak isterseniz, bu da mümkündür. Zira, onlar sizin kardeşlerinizdir. 419 01:10:03,760 --> 01:10:15,340 Allah, kimin iyileştirme gayesi güttüğünü, kimin de işi bozmayı düşündüğünü pek iyi bilir. Şayet, Allah dileseydi, sizi zora koşardı. 420 01:10:15,600 --> 01:10:22,460 Muhakkak ki, Allah, üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir. 421 01:10:22,860 --> 01:10:33,340 Müşrik kadınlar, iman etmedikçe, onlarla evlenmeyin. Mü'min bir câriye, çok hoşunuza giden, müşrik bir kadından daha hayırlıdır. 422 01:10:33,820 --> 01:10:44,640 Mü'min kadınları da, onlar iman etmedikçe, müşriklere nikâhlamayınız. Mü'min bir köle, hoşunuza giden bir müşrikten daha hayırlıdır. 423 01:10:44,640 --> 01:11:01,540 Müşrikler, sizi cehenneme davet ederler. Allah ise, sizi kendi izniyle, cennete ve mağfirete davet eder ve üzerinde düşünüp, gerekli dersi alsınlar diye, âyetlerini insanlara açıklar. 424 01:11:02,040 --> 01:11:18,380 Bir de sana, kadınların, ay hâlini sorarlar. De ki, bu bir rahatsızlıktır. Onun için, âdet sırasında kadınlardan geri durun. Ve onlar temizleninceye kadar, kendilerine cinsel yaklaşmada bulunmayın. 425 01:11:18,900 --> 01:11:29,520 Temizlendikten sonra, Allah'ın izin verdiği şekilde onlara yaklaşın. Allah, tövbe ile kendisine dönenleri sever, temizlenenleri de sever. 426 01:11:29,980 --> 01:11:40,860 Eşleriniz, sizin, nesil yetiştiren tarlanızdır. Tarlanıza dilediğiniz şekilde varın. Kendiniz için, ilerisini düşünerek hazırlık yapın. 427 01:11:41,360 --> 01:12:02,580 Bir de, Allah adına yemin ederek, iyilik etmeye, günahlardan uzak durmaya ve insanların arasını düzeltmeye, onun adını engel yapmayın. 428 01:12:03,120 --> 01:12:17,380 Allah, hakkıyla işitir ve bilir. Allah, sizi, yeminlerinizdeki yanılmadan dolayı kınamaz. Fakat, bilerek, yaptığınız yeminlere uymazsanız, sizi sorumlu tutar. 429 01:12:17,800 --> 01:12:24,100 Allah, çok affedicidir. Cezayı çabuklaştırmaz. Tövbe için fırsat tanır. 430 01:12:24,540 --> 01:12:36,220 Eşlerine yaklaşmamaya yemin eden kocaların, dört ay bekleme hakkı vardır. Şayet kocaları, bu süre bitmeden eşlerine dönerlerse, bunda mahzur yoktur. 431 01:12:36,560 --> 01:12:41,700 Çünkü Allah, çok affedicidir. Merhamet ve ihsanı boldur. 432 01:12:41,700 --> 01:12:50,640 Yok, eğer, boşanmaya azmederlerse, bilsinler ki, Allah, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir. 433 01:12:51,080 --> 01:12:57,980 Boşanmış kadınlar, kendilerini tutup, yeni bir nikâh yapmadan önce, üç âdet beklesinler. 434 01:12:58,420 --> 01:13:11,100 Allah'a ve âhirete imân ediyorlarsa, kendi rahimlerinde, Allah'ın önceki evlilikten yaratmış olduğu çocuğu veya hayızı gizlemeleri, onlara helâl olmaz. 435 01:13:11,100 --> 01:13:21,480 Kocaları gerçekten barışmak istiyorlarsa, bu iddet müddeti içinde, onları tekrar almaya, başkalarından daha çok hak sahibidirler. 436 01:13:21,940 --> 01:13:30,800 Erkeklerin, hanımları üzerinde bulunan hakları gibi, hanımların da, kocaları üzerinde, meşru çerçevede hakları vardır. 437 01:13:31,200 --> 01:13:37,480 Şu kadar ki, erkeklerin onlar üzerindeki hakları, bir derece daha fazladır. 438 01:13:37,840 --> 01:13:43,900 Unutmayın ki, Allah, üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir. 439 01:13:44,400 --> 01:13:46,720 Boşama hakkı, iki defadır. 440 01:13:47,140 --> 01:13:56,560 Bundan sonra yapılması gereken, ya meşru tarzda, güzelce birlikte yaşama, yahut eşini güzellikle salıvermedir. 441 01:13:56,560 --> 01:14:07,860 Ey kocalar! Boşama sırasında, eşinize daha önce vermiş olduğunuz mehirden, herhangi bir miktar geri almanız, size asla helâl olmaz. 442 01:14:08,240 --> 01:14:15,680 Fakat, Allah'ın koyduğu hudutlarda durmayacaklarından, endişe etmeleri hâli, bunun dışındadır. 443 01:14:15,680 --> 01:14:37,480 Şayet siz de, onlar gibi, onların, Allah'ın koyduğu hudutlarda duramayacaklarından, evlilik hukukuna riayet edemeyeceklerinden, endişe ederseniz, bu durumda, kadının, ayrılmak için meşru çerçevede, hakkından bir şey vermesinde, her ikisi için de bir vebal yoktur. 444 01:14:37,480 --> 01:14:51,200 İşte bunlar, Allah'ın tayin ettiği sınırlardır ki, sakın onları aşmayın. Her kim, Allah'ın hudutlarını aşarsa, işte onlar, zâlimlerin ta kendileridir. 445 01:14:51,200 --> 01:15:04,740 Eğer koca, eşini, ikinci talaktan sonra, üçüncü defa boşarsa, artık başka bir kocaya varıp, ondan boşanmadıkça, o kadın, ilk kocasına helâl olmaz. 446 01:15:05,140 --> 01:15:20,760 Ama bu, ikinci kocası, kendi rızâsıyla onu boşar ve kadın ile ilk kocası, Allah'ın koyduğu evlilik hukukunu yerine getireceklerine inanırlarsa, nikâhla bir araya gelmelerinde bir günah yoktur. 447 01:15:20,760 --> 01:15:29,240 İşte bunlar, Allah'ın belirlediği hudutlardır ki, bilmek isteyenler için, o bunları beyan buyurmaktadır. 448 01:15:29,560 --> 01:15:41,780 Ey kocalar! Eşlerinizi boşar, onlar da iddetlerini bitirirlerse, artık ya onları iyilikle yanınızda tutar, yahut güzellikle salıverirsiniz. 449 01:15:42,280 --> 01:15:48,720 Onların hukukuna tecavüz etmek kastıyla, zarar vermek için eşlerinizi alıkoymayın. 450 01:15:48,720 --> 01:15:52,500 Kim böyle yaparsa, kendine zulmetmiş olur. 451 01:15:52,860 --> 01:15:56,240 Sakın Allah'ın âyetlerini şakaya almayın. 452 01:15:56,740 --> 01:16:07,580 Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetleri ve sizi irşad etmek gayesiyle indirmiş olduğu kitap ve hikmeti hatırlayın, dile getirin. 453 01:16:08,080 --> 01:16:14,980 Allah'a karşı gelmekten sakının ve Allah'ın her şeyi hakkıyla bildiğini pek iyi bilin. 454 01:16:15,400 --> 01:16:16,340 Ey kocalar! 455 01:16:16,820 --> 01:16:31,640 Eşlerinizi boşayıp da, onlar da iddetlerini tamamladıklarında, kendi aralarında, meşru surette anlaşmaları durumunda, kocalarıyla tekrar nikâhlanmaları hususunda, onlara baskı yapmayın. 456 01:16:32,100 --> 01:16:38,960 Sizden, Allah'a ve âhiret gününe îman edenlere, bu âyetlerle öğüt verilir. 457 01:16:39,380 --> 01:16:43,680 Böyle yapmak, sizin için daha hayırlı, daha nezihtir. 458 01:16:44,100 --> 01:16:46,460 Allah bilir, siz bilemezsiniz. 459 01:16:46,880 --> 01:16:50,660 Anneler, çocuklarını iki tam yıl emzirsinler. 460 01:16:51,020 --> 01:16:55,500 Bu, emzirmeyi mükemmel şekilde uygulamak isteyenler içindir. 461 01:16:55,920 --> 01:17:02,220 Annelerin, münasip şekilde yiyeceğini, giyeceğini sağlamak, babanın görevidir. 462 01:17:02,660 --> 01:17:07,040 Hiçbir kimse, takatinin dışında bir görevle yükümlü tutulmaz. 463 01:17:07,400 --> 01:17:12,680 Çocuk yüzünden, ne annesi, ne de babası, zarar görmemelidir. 464 01:17:13,260 --> 01:17:16,380 Babanın vârisine de aynı vazife yaptırılır. 465 01:17:16,740 --> 01:17:21,060 Fakat, anne-baba aralarında görüşüp, anlaşmaya vararak, 466 01:17:21,060 --> 01:17:27,740 iki yıldan önce, çocuklarını sütten kesmek isterlerse, kendilerine bir vebal yoktur. 467 01:17:28,140 --> 01:17:32,380 Şayet, çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz, 468 01:17:32,780 --> 01:17:37,340 kendilerine vereceğiniz ücreti, münasip tarzda ödemek şartıyla, 469 01:17:37,940 --> 01:17:39,700 bunda da size vebal yoktur. 470 01:17:40,140 --> 01:17:43,820 Allah'a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, 471 01:17:44,040 --> 01:17:46,060 Allah, yaptığınız her şeyi görmektedir. 472 01:17:46,600 --> 01:17:51,860 Sizden vefat eden erkeklerin eşlerinin evlenebilmeleri için, 473 01:17:52,420 --> 01:17:55,780 dört ay, on gün iddet beklemeleri gerekir. 474 01:17:56,220 --> 01:17:59,200 Onlar, bu sürelerini tamamladıktan sonra, 475 01:17:59,800 --> 01:18:03,980 meşru surette, kendi haklarında verecekleri karardan ötürü, 476 01:18:04,500 --> 01:18:06,100 size bir sorumluluk yoktur. 477 01:18:06,560 --> 01:18:09,840 Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır. 478 01:18:10,180 --> 01:18:13,020 Sizden bu hanımlarla evlenmeyi düşünenlerin, 479 01:18:13,520 --> 01:18:14,940 bu müddet esnâsında, 480 01:18:15,480 --> 01:18:21,500 onlara bu niyetlerini çıtlatmalarında veya gönüllerinde tutmalarında bir beis yoktur. 481 01:18:21,960 --> 01:18:26,880 Allah, sizin onları hatırınızdan geçireceğinizi pek iyi bilmektedir. 482 01:18:27,320 --> 01:18:33,500 Ancak, meşru sözler dışında, onlarla gizlice buluşma hususunda sözleşmeyin. 483 01:18:34,040 --> 01:18:38,080 Bekleme süresi sona ermeden, nikâh akdine girişmeyin. 484 01:18:38,580 --> 01:18:41,480 Allah'ın, içinizde saklı olan her şeye, 485 01:18:41,960 --> 01:18:43,860 hakkıyla vâkıf olduğunu bilerek, 486 01:18:44,340 --> 01:18:46,940 onun emrine aykırı davranmaktan sakının. 487 01:18:47,460 --> 01:18:48,500 Hem de bilin ki, 488 01:18:49,040 --> 01:18:52,840 Allah, çok affedici, çok müsamahalıdır. 489 01:18:53,340 --> 01:18:55,040 Cezâyı çabuklaştırmaz. 490 01:18:55,420 --> 01:18:59,240 Henüz kendilerine dokunmadan veya mehir belirlemeden, 491 01:18:59,840 --> 01:19:02,280 kadınları boşamanızda size günah yoktur. 492 01:19:02,800 --> 01:19:04,240 Zengin, kudretince, 493 01:19:04,840 --> 01:19:07,740 eli dar olan, kendi hâlince olmak üzere, 494 01:19:07,740 --> 01:19:11,040 onlara münâsip tarzda müt'a versin. 495 01:19:11,500 --> 01:19:13,220 İyiliği şiâr edinenlere, 496 01:19:13,720 --> 01:19:15,400 bunu yapmak bir borçtur. 497 01:19:15,840 --> 01:19:17,660 Bir mehir belirlemiş olarak, 498 01:19:18,180 --> 01:19:21,520 kendilerine dokunmadan eşlerinizi boşarsanız, 499 01:19:22,020 --> 01:19:22,960 bu takdirde, 500 01:19:23,460 --> 01:19:26,480 belirlediğiniz mehrin yarısını vermeniz gerekir. 501 01:19:26,880 --> 01:19:31,800 Ancak, eşler yahut nikâh bağı elinde bulunan kocalar, 502 01:19:32,360 --> 01:19:34,040 gözü tok davranırsa başka. 503 01:19:34,600 --> 01:19:35,460 Ey kocalar! 504 01:19:35,460 --> 01:19:37,200 Sizin bağışlamanız, 505 01:19:37,600 --> 01:19:39,440 takvâya daha uygun düşer. 506 01:19:39,840 --> 01:19:43,780 Birbirinize lûtuf ve mürüvvet göstermeyi unutmayın. 507 01:19:44,400 --> 01:19:47,340 Allah, sizin bütün işlediklerinizi görür. 508 01:19:47,800 --> 01:19:48,520 Namazlara, 509 01:19:49,060 --> 01:19:51,660 hele salât-ı vüstâya dikkat edin 510 01:19:51,660 --> 01:19:52,900 ve kalkıp, 511 01:19:53,160 --> 01:19:56,240 huşû ile Allah'ın divânında durun. 512 01:19:56,740 --> 01:19:58,860 Eğer bir korku hâlindeyseniz, 513 01:19:58,860 --> 01:20:02,720 yaya olarak veya binek üzerinde namaz kılın. 514 01:20:03,120 --> 01:20:05,580 Fakat, güvenliğe çıktığınızda, 515 01:20:06,160 --> 01:20:09,800 bilmediğiniz şeyleri size öğreten Allah'ın öğrettiği gibi, 516 01:20:10,400 --> 01:20:12,160 ibadetinizi îfâ edin. 517 01:20:12,540 --> 01:20:16,720 Sizden geride eşlerini bırakarak vefat edecek kocalar, 518 01:20:16,720 --> 01:20:27,180 eşlerinin bir yıl süreyle evden çıkarılmayıp, bıraktıkları maldan geçimlerini sağlamasını temin edecek şekilde vasiyette bulunsunlar. 519 01:20:27,180 --> 01:20:30,860 Şayet, bunlar kendiliklerinden çıkarlarsa, 520 01:20:31,440 --> 01:20:38,940 bu durumda, meşru surette yapacakları şahsî davranışlarından dolayı, size vebal yoktur. 521 01:20:39,380 --> 01:20:44,360 Allah, üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir. 522 01:20:44,820 --> 01:20:50,520 Boşanmış eşlere de, örfe göre, gönüllerini alacak hediye vermek gerekir. 523 01:20:50,900 --> 01:20:54,920 Bu, haksızlıktan sakınan takvalılara bir borçtur. 524 01:20:54,920 --> 01:21:01,360 Böylece, düşünesiniz diye, Allah, size âyetlerini iyice açıklar. 525 01:21:01,760 --> 01:21:05,060 Baksana, sayıları binlerce olmasına rağmen, 526 01:21:05,640 --> 01:21:09,060 ölüm korkusuyla diyarlarını terk edip çıkan kimselere, 527 01:21:09,580 --> 01:21:12,220 Allah, onlara, ölün, dedi. 528 01:21:12,700 --> 01:21:14,220 Sonra onları diriltti. 529 01:21:14,760 --> 01:21:18,160 Doğrusu, Allah, insanlara lütufkârdır. 530 01:21:18,500 --> 01:21:21,540 Fakat, insanların çoğu şükretmezler. 531 01:21:21,540 --> 01:21:29,680 Allah yolunda savaşın ve bilin ki, Allah her şeyi işitir, her şeyi hakkıyla bilir. 532 01:21:30,000 --> 01:21:33,880 Kimdir o yiğit ki, Allah'a güzelce ödünç verir. 533 01:21:34,320 --> 01:21:39,300 Allah da, onun verdiğinin mükâfatını kat kat arttırır. 534 01:21:39,760 --> 01:21:43,560 Allah, rızkı kısar da, bollaştırır da. 535 01:21:44,100 --> 01:21:47,960 Zaten, hepiniz döndürülüp, ona götürüleceksiniz. 536 01:21:48,320 --> 01:21:53,560 Musa'dan sonra, İsrail oğullarının ileri gelenlerine dikkat ettin mi? 537 01:21:54,000 --> 01:21:57,320 O vakit, onlar, aralarındaki peygambere, 538 01:21:57,880 --> 01:22:04,840 Ne olur, bize bir hükümdar tayin et de, biz de Allah yolunda cihad edelim, demişlerdi. 539 01:22:04,840 --> 01:22:12,160 O cevaben, ya savaşma emri size farz kılınır, siz de savaşmazsanız, deyince, 540 01:22:12,740 --> 01:22:16,400 Onlar, ne diye Allah yolunda cihad etmeyelim ki, 541 01:22:16,920 --> 01:22:23,660 Vatanlarından çıkarılan biz, çoluk çocuğundan ayrı düşenler, yine biziz, dediler. 542 01:22:24,080 --> 01:22:31,580 Fakat, savaşmak kendilerine farz kılınınca, içlerinden pek azı hâriç, hepsi dönüverdiler. 543 01:22:32,100 --> 01:22:34,840 Allah, o zâlimleri pek iyi bilir. 544 01:22:35,240 --> 01:22:36,980 Peygamberleri onlara dedi ki, 545 01:22:37,520 --> 01:22:41,000 Allah, size hükümdâr olarak, Tâlût'u tayin etti. 546 01:22:41,560 --> 01:22:45,920 Onlar ise, biz hükümdarlığa, ondan daha lâik iken, 547 01:22:45,920 --> 01:22:49,100 Nasıl olur da, o bize hükmedebilir ki? 548 01:22:49,580 --> 01:22:53,480 Üstelik, servetten de nasibi fazla değil, dediler. 549 01:22:53,940 --> 01:22:55,780 Peygamber şöyle cevap verdi. 550 01:22:56,320 --> 01:22:58,640 Allah, onu size üstün kıldı. 551 01:22:59,200 --> 01:23:02,780 Ona geniş ilim ve sağlam bir vücut verdi. 552 01:23:03,340 --> 01:23:06,140 Allah, hâkimiyeti dilediğine verir. 553 01:23:06,600 --> 01:23:08,280 Allah'ın lûtfu boldur. 554 01:23:08,700 --> 01:23:12,640 Her şey gibi, kâbiliyet ve liyâkatları da bilir. 555 01:23:13,060 --> 01:23:15,060 Peygamberleri devamla şöyle dedi. 556 01:23:15,060 --> 01:23:17,780 Onun hükümdârlığının alâmeti, 557 01:23:18,180 --> 01:23:21,520 Size, içinde Rabbinizden bir sekîne ile, 558 01:23:22,120 --> 01:23:23,440 Mûsâ ve Hârûn'un, 559 01:23:23,960 --> 01:23:27,080 Mânevî mîrâsından bir bakiyyenin bulunduğu, 560 01:23:27,420 --> 01:23:30,540 Ve meleklerce taşınan bir sandığın gelmesidir. 561 01:23:30,960 --> 01:23:33,820 Eğer, îmân etmeye niyetliyseniz, 562 01:23:34,220 --> 01:23:37,280 Bunda, elbette sizin için delil vardır. 563 01:23:37,780 --> 01:23:40,320 Tâlût, ordusunu harekete geçirip, 564 01:23:40,640 --> 01:23:43,500 Sefere çıkınca, askerlerine şöyle dedi. 565 01:23:44,000 --> 01:23:47,760 Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. 566 01:23:48,160 --> 01:23:52,160 İmdi, onun suyundan içen, benden sayılmayacak. 567 01:23:52,540 --> 01:23:56,340 Sadece, avucuyla aldığı miktâr muaf olmak üzere, 568 01:23:56,340 --> 01:24:00,540 Kim onun suyunu içmezse, o da benden sayılacaktır. 569 01:24:00,900 --> 01:24:06,300 Derken, onların pek azı hâriç, varır varmaz, ondan içtiler. 570 01:24:06,740 --> 01:24:10,120 Tâlût ile yanındaki mü'minler, ırmağa geçince, 571 01:24:10,700 --> 01:24:13,000 O vakit, beri yanda kalanlar, 572 01:24:13,460 --> 01:24:18,740 Bugün bizim, Câlût ve ordusuna karşı duracak tâkatimiz yoktur, dediler. 573 01:24:18,740 --> 01:24:24,100 Ölümden sonra diriltilip, Allah'ın huzuruna çıkacaklarını bilenler ise, 574 01:24:24,600 --> 01:24:25,420 Şöyle dediler. 575 01:24:25,940 --> 01:24:28,280 Nice küçük topluluklar vardır ki, 576 01:24:28,800 --> 01:24:33,020 Allah'ın izniyle, büyük cemaatlere gâlip gelmiştir. 577 01:24:33,440 --> 01:24:36,580 Doğrusu Allah, sabredenlerle berâberdir. 578 01:24:37,000 --> 01:24:39,420 Tâlût'un beraberindeki mü'minler ise, 579 01:24:40,060 --> 01:24:42,240 Câlût ile ordusuna karşı çıkınca, 580 01:24:42,740 --> 01:24:43,420 Dediler ki, 581 01:24:43,420 --> 01:24:47,920 Ya Rabbena! Üstümüze gürül gürül sabır yağdır. 582 01:24:48,360 --> 01:24:54,360 Ayaklarımıza sebat ver ve kâfir topluluğuna karşı bizi muzaffer eyle. 583 01:24:54,800 --> 01:24:59,320 Derken, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. 584 01:24:59,840 --> 01:25:02,040 Davud, Câlût'u öldürdü. 585 01:25:02,500 --> 01:25:05,740 Allah, ona hükümdarlık ve hikmet verdi. 586 01:25:06,300 --> 01:25:08,400 Ve dilediği birçok şey öğretti. 587 01:25:08,400 --> 01:25:14,240 Eğer Allah, bazı insanların şerrini bazılarıyla önlemeseydi, 588 01:25:14,720 --> 01:25:16,640 Dünyadaki nizam bozulurdu. 589 01:25:17,100 --> 01:25:22,900 Lâkin, Allah, âlemlere büyük lûtuf ve inâyet sahibidir. 590 01:25:23,320 --> 01:25:26,180 İşte bunlar, Allah'ın âyetleri olup, 591 01:25:26,680 --> 01:25:29,120 Biz sana onları dosdoğru bildiriyoruz. 592 01:25:29,540 --> 01:25:32,220 Sen, elbette resûllerdensin. 593 01:25:32,860 --> 01:25:36,880 Biz, o peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık. 594 01:25:37,100 --> 01:25:40,460 Allah, onlardan bazısına hitâb buyurdu. 595 01:25:40,980 --> 01:25:44,040 Bazısını, birçok derecelerle yükseltti. 596 01:25:44,580 --> 01:25:46,500 Meryem'in oğlu İsa'ya da, 597 01:25:46,960 --> 01:25:53,740 O açık belgeleri, mu'cizeleri verdik ve onu Rûh-ül Kudüs'le destekledik. 598 01:25:53,740 --> 01:26:01,980 Eğer Allah dileseydi, onların peşlerinden gelenler, kendilerine açık delillerin gelmesine rağmen, 599 01:26:02,500 --> 01:26:04,420 Birbirleriyle savaşmazlardı. 600 01:26:04,940 --> 01:26:12,620 Lâkin, ihtilâfa düştüler de, onlardan bir kısmı îman, bir kısmı ise inkâr etti. 601 01:26:13,160 --> 01:26:18,060 Şayet, Allah dileseydi, onlar birbirleriyle savaşmazlardı. 602 01:26:18,620 --> 01:26:23,480 Lâkin, şu var ki, Allah, dilediği her şeyi yapar. 603 01:26:23,900 --> 01:26:25,460 Ey îmân edenler! 604 01:26:25,920 --> 01:26:30,020 Ne alışverişin, ne bir dosttan yardım beklemenin, 605 01:26:30,020 --> 01:26:33,100 Ne de bir kimseden şefaat ummanın, 606 01:26:33,640 --> 01:26:36,140 Mümkün olmadığı bir gün gelmeden önce, 607 01:26:36,700 --> 01:26:39,020 Size nasîb ettiğimiz şeylerden harcayın. 608 01:26:39,980 --> 01:26:43,020 Kâfirler, zâlimlerin ta kendileridir. 609 01:26:43,160 --> 01:26:48,560 Allah, o ilâhtır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. 610 01:26:48,940 --> 01:26:50,900 Hayy'dır, Kayyûm'dur. 611 01:26:51,300 --> 01:26:55,060 Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutar. 612 01:26:55,480 --> 01:26:58,580 Göklerde ve yerde ne varsa, onundur. 613 01:26:58,580 --> 01:27:03,400 İzni olmadan, huzurunda şefaat etmek, kimin haddine? 614 01:27:03,880 --> 01:27:09,140 Yarattığı mahlukların, önünde ardında ne var, hepsini bilir. 615 01:27:09,600 --> 01:27:15,940 Mahluklar ise, onun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. 616 01:27:16,380 --> 01:27:20,100 Onun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. 617 01:27:20,500 --> 01:27:24,520 Gökleri ve yeri koruyup gözetmek, ona ağır gelmez. 618 01:27:24,940 --> 01:27:27,740 O, öyle ulu, öyle büyüktür. 619 01:27:28,220 --> 01:27:29,640 Dinde zorlama yoktur. 620 01:27:30,080 --> 01:27:35,340 Doğru yol, sapıklıktan, hak, batıldan ayrılıp belli olmuştur. 621 01:27:35,820 --> 01:27:39,980 Artık kim, tâgutu reddedip, Allah'a imân ederse, 622 01:27:40,520 --> 01:27:45,960 İşte o, kopması mümkün olmayan, en sağlam tutamağa yapışmıştır. 623 01:27:45,960 --> 01:27:49,660 Allah, her şeyi işitir, bilir. 624 01:27:50,040 --> 01:27:52,980 Allah, imân edenlerin yardımcısıdır. 625 01:27:53,460 --> 01:27:56,640 Onları karanlıklardan, aydınlığa çıkarır. 626 01:27:57,060 --> 01:28:03,920 İnkâr edenlerin dostları ise, tâgutlar olup, onları aydınlıktan karanlıklara götürürler. 627 01:28:04,360 --> 01:28:10,540 İşte onlar, cehennemlik kimselerdir ki, orada ebedî kalacaklardır. 628 01:28:10,940 --> 01:28:14,880 Allah, kendisine hükümdarlık verdiği için, şımararak, 629 01:28:15,440 --> 01:28:20,140 Rabbi hakkında İbrahim ile tartışan kişinin hâline bir baksana. 630 01:28:20,140 --> 01:28:27,340 İbrahim ona, benim Rabbim hayatı veren ve hayatı alandır, deyince, 631 01:28:27,940 --> 01:28:31,120 o, ben de yaşatır ve öldürürüm, dedi. 632 01:28:31,600 --> 01:28:36,660 Bunun üzerine İbrahim, işte Allah, güneşi doğudan doğduruyor. 633 01:28:37,080 --> 01:28:39,200 Haydi sen de batıdan doğdur bakalım. 634 01:28:39,900 --> 01:28:42,360 Der demez, kâfir donakaldı. 635 01:28:42,920 --> 01:28:46,580 Zaten Allah, zâlimleri hidayet etmez. 636 01:28:47,020 --> 01:28:48,580 Emellerine kavuşturmaz. 637 01:28:48,580 --> 01:28:53,620 Yahut, şu kimsenin hâli gibi ki, o bir şehre uğramıştı. 638 01:28:54,060 --> 01:28:58,040 Şehrin altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu. 639 01:28:58,580 --> 01:29:03,260 Allah, burayı, bu ölümünden sonra, nasıl diriltecek, dedi. 640 01:29:03,780 --> 01:29:08,700 Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl boyunca öldürüp, sonra diriltti. 641 01:29:09,180 --> 01:29:15,920 Ölü vaziyette ne kadar kaldın, diye sorunca, o, bir gün veya daha az, diye cevap verdi. 642 01:29:15,920 --> 01:29:19,860 Allah, ona, hayır, yüz sene kaldın. 643 01:29:20,360 --> 01:29:24,480 İşte, yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. 644 01:29:24,820 --> 01:29:28,580 Bir de merkebine bak, kemikleri nasıl birbirinden ayrılmış. 645 01:29:29,000 --> 01:29:33,780 Seni de insanlara canlı bir delil yapmak için, öldürüp dirilttik. 646 01:29:34,120 --> 01:29:39,780 Hele o kemiklere dikkat et, onları nasıl birleştirip, yerli yerine koyuyoruz. 647 01:29:40,100 --> 01:29:42,620 Sonra da onlara et giydiriyoruz. 648 01:29:42,620 --> 01:29:53,760 Böylece, işin gerçeği, kendisine tam mânâsıyla belli olunca, artık pek iyi biliyorum ki, Allah, her şeye kâdirdir, dedi. 649 01:29:54,240 --> 01:30:01,660 Bir vakitte, İbrahim, ya Rabbi, ölüleri nasıl dirilteceğini bana gösterir misin, demişti. 650 01:30:02,120 --> 01:30:05,840 Allah, ne o, yoksa buna inanmadın mı, dedi. 651 01:30:06,360 --> 01:30:08,600 İbrahim, elbette inandım. 652 01:30:09,120 --> 01:30:14,420 Lâkin, sırf kalbim tatmîn olsun diye bunu istedim, diye cevap verdi. 653 01:30:14,960 --> 01:30:19,320 Allah, ona, dört kuş tut, onları kendine alıştır. 654 01:30:19,700 --> 01:30:24,300 Sonra kesip, her dağın başına, onlardan birer parça koy. 655 01:30:24,700 --> 01:30:26,340 Sonra da onları çağır. 656 01:30:26,700 --> 01:30:28,640 Koşa koşa sana geleceklerdir. 657 01:30:28,640 --> 01:30:37,500 İyi bil ki, Allah, azizdir, hakimdir, üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir. 658 01:30:37,900 --> 01:30:47,000 Mallarını, Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak verip, her birinde yüz tane bulunan bir başağın hâline benzer. 659 01:30:47,460 --> 01:30:51,000 Allah, dilediğine kat kat fazlasını da verir. 660 01:30:51,420 --> 01:30:53,080 Allah'ın lûtfu geniştir. 661 01:30:53,540 --> 01:30:55,040 İlmi her şeyi kaplar. 662 01:30:55,520 --> 01:31:04,100 Mallarını, Allah yolunda harcayıp da, infaklarının ardından minnet etmeyenler, rahatsızlık vermeyenler yok mu? 663 01:31:04,100 --> 01:31:08,460 İşte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. 664 01:31:08,980 --> 01:31:10,960 Onlara hiçbir endişe yoktur. 665 01:31:11,380 --> 01:31:14,280 Ve onlar, asla üzülmeyeceklerdir. 666 01:31:14,720 --> 01:31:24,380 Bir tatlı söz, bir kusur bağışlama, peşinden incitme gelen maddî yardımdan, sadakadan çok daha iyidir. 667 01:31:24,880 --> 01:31:27,960 Zira Allah, gani ve halimdir. 668 01:31:27,960 --> 01:31:29,940 Ey imân edenler! 669 01:31:30,380 --> 01:31:37,620 Yardım ettiğiniz kimselere minnet etmek ve incitmek sûretiyle, o sadakalarınızı boşa çıkarmayın. 670 01:31:38,100 --> 01:31:47,460 Allah'a da, âhirete de inanmadığı hâlde, sırf insanlara gösteriş yapmak için, malını harcayan kimsenin durumuna düşmeyin. 671 01:31:47,460 --> 01:31:59,480 Onun durumu, üzerinde toprak bulunan, kaygan bir kayanın durumuna benzer ki, şiddetli bir yağmur iner inmez, toprağı kayıverir, cascavlak kalır. 672 01:31:59,900 --> 01:32:05,840 Öyleleri, işledikleri hiçbir şeyden sevap ve mükâfat elde edemezler. 673 01:32:06,280 --> 01:32:10,700 Zira Allah, inkârcıları emellerine kavuşturmaz. 674 01:32:10,700 --> 01:32:23,040 Allah'ın rızâsını kollamak ve ruhlarındaki îmânı kökleştirmek için, mallarını harcayanların durumu ise, bir tepedeki güzel bir bahçenin hâline benzer. 675 01:32:23,540 --> 01:32:29,440 Bir bahçe ki, ona bol yağmur yağar, meyvelerini iki kat verir. 676 01:32:29,900 --> 01:32:34,740 Bol yağmur düşmese de, hafif bir yağmur, bir çisinti de yetişir. 677 01:32:34,740 --> 01:32:38,260 Allah, ne yaparsanız, hepsini görür. 678 01:32:38,600 --> 01:32:46,160 Sizden herhangi biriniz, hiç arzu eder mi ki, kendisinin hurmalığı ve üzüm bağı bulunsun? 679 01:32:46,640 --> 01:32:50,780 Bahçede dereler akıyor, içinde her türlü mahsûlü bulunuyor. 680 01:32:51,200 --> 01:33:00,500 Ama kendisinin üstüne de, ihtiyarlık çökmüş ve elleri ermez, güçleri yetmez, bakıma muhtaç küçük çocukları var. 681 01:33:00,500 --> 01:33:06,020 Derken, ateşli bir kasırga kopsun da, bağı kasıp kavursun. 682 01:33:06,520 --> 01:33:10,720 İşte Allah, âyetlerini size böyle apaçık bildirir. 683 01:33:11,120 --> 01:33:13,300 Olur ki, iyi düşünürsünüz. 684 01:33:13,680 --> 01:33:15,320 Ey îmân edenler! 685 01:33:15,760 --> 01:33:25,700 Kazandığınız şeylerin ve yerden sizin faydanız için bitirdiğimiz ürünlerin, temiz ve güzel olanlarından, Allah yolunda harcayın. 686 01:33:26,140 --> 01:33:32,580 Siz göz yummadan, içinize yatmaksızın, almayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkmayın. 687 01:33:33,120 --> 01:33:47,480 Şeytan, sizi hayırda harcamakla muhtaç olacaksınız diye korkutur. 688 01:33:47,840 --> 01:33:51,500 Sizi, cimriliğe ve çirkin şeylere teşvik eder. 689 01:33:51,980 --> 01:33:57,380 Allah ise, kendi katından bir af ve lûtuf vaat buyurur. 690 01:33:57,800 --> 01:33:59,800 Allah'ın ihsanı geniştir. 691 01:34:00,260 --> 01:34:01,820 Her şeyi hakkıyla bilir. 692 01:34:02,220 --> 01:34:04,500 O, hikmeti, dilediğine verir. 693 01:34:04,860 --> 01:34:09,960 Kime hikmet nasip edilmişse, doğrusu ona pek çok hayır verilmiştir. 694 01:34:10,380 --> 01:34:15,460 Ancak, tam akıllı olanlar, gerçekleri anlar ve düşünürler. 695 01:34:15,460 --> 01:34:24,160 Hayır olarak harcadığınız her şeyi, adadığınız her adağı, Allah mutlaka bilir ve mükâfatını verir. 696 01:34:24,520 --> 01:34:28,120 Fakat, zalimlerin, ahirette yardımcıları olmaz. 697 01:34:28,700 --> 01:34:35,060 Allah rızası için yaptığınız maddî yardımlarınızı, açıkça verirseniz, ne güzel. 698 01:34:35,560 --> 01:34:43,240 Ama bu hayırlarınızı saklı tutar ve muhtaçlara ulaştırırsanız, bu sizin için daha hayırlı olur. 699 01:34:43,240 --> 01:34:48,060 Ve Allah, bu sebeple, bir kısım günahlarınızı affeder. 700 01:34:48,520 --> 01:34:52,220 Allah, yaptığınız bütün şeylerden haberdardır. 701 01:34:52,640 --> 01:34:55,720 Onları hak yola getirmek, senin görevin değil. 702 01:34:56,260 --> 01:35:00,540 Lâkin, Allah'tır ki, dilediğini doğru yola getirir. 703 01:35:00,940 --> 01:35:05,440 Hayır olarak yaptığınız her harcama, sadece kendiniz içindir. 704 01:35:05,860 --> 01:35:11,460 Zaten siz, Allah rızasını aramaktan başka bir gaye ile infak etmezsiniz. 705 01:35:11,920 --> 01:35:18,580 İşlediğiniz her hayrın mükâfatı, size tamamen verilir ve sizin hakkınız yenmez. 706 01:35:18,940 --> 01:35:23,740 Bu yardımlar, kendilerini Allah yoluna vakfeden yoksullar içindir. 707 01:35:23,740 --> 01:35:29,200 Bunlar, yeryüzünde dolaşıp, geçimlerini sağlama imkânı bulamazlar. 708 01:35:29,580 --> 01:35:37,480 Halktan istemekten geri durmaları sebebiyle, onların gerçek hâllerini bilmeyen kimse, onları zengin sanır. 709 01:35:37,880 --> 01:35:38,800 Ey Rasûlüm! 710 01:35:39,180 --> 01:35:42,280 Sen, onları simâlarından tanırsın. 711 01:35:42,820 --> 01:35:46,400 Onlar, yüzsüzlük ederek, halktan bir şey istemezler. 712 01:35:46,400 --> 01:35:52,940 Şunu bilin ki, hayır adına her ne verirseniz, mutlaka Allah onu bilir. 713 01:35:53,340 --> 01:36:03,500 Mallarını gece ve gündüz, gizli ve âşikâr olarak hayra harcayanlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. 714 01:36:04,020 --> 01:36:08,960 Onlara korku yoktur ve onlar, asla üzülmeyeceklerdir. 715 01:36:09,320 --> 01:36:15,640 Faiz yiyenler, tıpkı şeytanın çarptığı kimsenin, uykudan kalkışı gibi kalkarlar. 716 01:36:15,640 --> 01:36:20,900 Bu, onların, alışveriş de faiz gibidir, demelerindendir. 717 01:36:21,280 --> 01:36:25,840 Hâlbuki, alışverişi mübah, faizi ise haram kılmıştır. 718 01:36:26,240 --> 01:36:36,140 Her kime, Rabbinden bir tâlimat gelir, o da faizden vazgeçerse, daha önce yaptığı muamele, kendisi için geçerlidir. 719 01:36:36,600 --> 01:36:39,640 Hakkındaki hüküm de, Allah'a aittir. 720 01:36:39,640 --> 01:36:45,980 Her kim, tekrar faizciliğe başlarsa, işte onlar, cehennemliktir. 721 01:36:46,340 --> 01:36:49,420 Hem de orada, ebedî kalacaklardır. 722 01:36:49,780 --> 01:36:52,820 Allah, faizin bereketini eksiltir. 723 01:36:53,440 --> 01:36:56,940 Zekât ve sadakaları ise, nemâlandırır. 724 01:36:57,340 --> 01:37:03,300 Hem Allah, kâfirlikte ileri giden, günahta ısrarlı hiçbir kimseyi sevmez. 725 01:37:03,300 --> 01:37:16,040 İmân eden, makbul ve güzel işler yapanların, namazı hakkıyla îfâ eden, zekât verenlerin, işte onların, Rableri nezdinde mükâfatları vardır. 726 01:37:16,580 --> 01:37:22,640 Onlar için, hiçbir endişe yoktur ve onlar, asla üzülmeyeceklerdir. 727 01:37:23,020 --> 01:37:24,640 Ey imân edenler! 728 01:37:25,080 --> 01:37:31,980 Allah'a karşı gelmekten sakının ve eğer mü'min iseniz, geri kalan faizi terk edin. 729 01:37:32,500 --> 01:37:38,600 Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasûlü tarafından, size savaş açıldığını biliniz. 730 01:37:38,600 --> 01:37:43,580 Eğer faizcilikten tövbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir. 731 01:37:43,980 --> 01:37:48,080 Böylece ne haksızlık eder, ne de haksızlığa uğrarsınız. 732 01:37:48,560 --> 01:37:54,160 Eğer borçlu sıkıntıda ise, kolaylığa çıkıncaya kadar, ona mühlet verin. 733 01:37:54,640 --> 01:38:00,100 Şayet bilirseniz, alacağınızı bağışlamanız, sizin için daha da hayırlıdır. 734 01:38:00,540 --> 01:38:07,020 Öyle bir günde rezil olmaktan sakının ki, o gün, Allah'ın huzuruna çıkarılacaksınız. 735 01:38:07,020 --> 01:38:16,040 Sonra her kişiye, kazandığının karşılığı, tamamen ödenecek ve kendilerine asla haksızlık edilmeyecektir. 736 01:38:16,460 --> 01:38:18,020 Ey imân edenler! 737 01:38:18,380 --> 01:38:24,020 Belirli bir vâdeye kadar, birbirinize borç verdiğiniz zaman, onu kaydedin. 738 01:38:24,520 --> 01:38:28,920 Aranızda, doğrulukla tanınmış bir kâtip, onu yazsın. 739 01:38:28,920 --> 01:38:37,020 Kâtip, Allah'ın kendisine öğrettiği gibi, adalete uygun olarak, yazmaktan kaçınmasın da yazsın. 740 01:38:37,520 --> 01:38:41,260 Üzerinde hak olan borçlu kişi, akdi yazdırsın. 741 01:38:41,840 --> 01:38:47,240 Rabbi olan Allah'tan sakınsın da, borcundan hiçbir şey noksan bırakmasın. 742 01:38:47,240 --> 01:39:00,040 Eğer üzerinde hak olan borçlu, akılca noksan veya küçük veya yazdırmaktan âciz bir kimse ise, onun velîsi, adalet ölçüleri içinde yazdırsın. 743 01:39:00,540 --> 01:39:03,480 İçinizden, iki erkek şâhid de tutun. 744 01:39:03,980 --> 01:39:12,680 İki erkek bulunmazsa, o zaman, doğruluklarından emîn olduğunuz, bir erkek ile iki kadının şâhitliğini alın. 745 01:39:12,680 --> 01:39:22,580 Bir erkek yerine, iki kadının şâhit olmasına sebep, birinin unutması hâlinde, ikincisinin hatırlatmasına imkân vermek içindir. 746 01:39:22,920 --> 01:39:27,560 Şâhitler, çağrıldıklarında, şâhitlikten kaçınmasınlar. 747 01:39:27,900 --> 01:39:35,000 Siz yazanlar da, borç az olsun, çok olsun, vadesiyle birlikte yazmaktan üşenmeyin. 748 01:39:35,000 --> 01:39:46,480 Böyle yapmak, Allah katında daha âdil, şâhitliği ifâ etmek için daha sağlam ve şüpheyi gidermek için daha uygun bir yoldur. 749 01:39:46,860 --> 01:39:54,880 Ancak aranızda, hemen alıp vereceğiniz peşin bir ticaret olursa, onu yazmamakta size bir günah yoktur. 750 01:39:55,320 --> 01:39:57,900 Alışveriş yaptığınız zaman da şâhit tutun. 751 01:39:58,360 --> 01:40:02,560 Gerek kâtip, gerek şâhit, asla mağdûr edilmesin. 752 01:40:03,000 --> 01:40:10,000 Bunu yapar, zarar verirseniz, doğru yoldan ayrılmış, Allah'a itaatin dışına çıkmış olursunuz. 753 01:40:10,480 --> 01:40:12,660 Allah'a itaatsizlikten sakının. 754 01:40:13,220 --> 01:40:16,220 Allah size en uygun tutumu öğretiyor. 755 01:40:16,640 --> 01:40:19,500 Çünkü Allah, her şeyi hakkıyla bilir. 756 01:40:19,500 --> 01:40:27,880 Eğer yolculuk hâlindeyseniz ve kâtip bulamazsanız, o takdirde, borç karşılığında rehin alırsınız. 757 01:40:28,320 --> 01:40:37,600 Şayet birbirinize itimâd ederseniz, güvenilen kimse, Rabbi olan Allah'tan korksun da, üzerindeki emaneti ödesin. 758 01:40:37,600 --> 01:40:41,740 Bir de şâhitliği, görüp bildiğinizi gizlemeyin. 759 01:40:42,180 --> 01:40:44,860 Bildiğini gizleyenin kalbi günahkâr olur. 760 01:40:45,320 --> 01:40:47,740 Allah, her ne yaparsanız bilir. 761 01:40:48,200 --> 01:40:51,460 Göklerde ve yerde olan her şey, Allah'ındır. 762 01:40:51,880 --> 01:40:52,940 Ey insanlar! 763 01:40:53,480 --> 01:41:02,580 Siz, içinizdeki şeyleri açığa vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi, onlardan dolayı hesâba çeker. 764 01:41:02,940 --> 01:41:06,960 Sonra, dilediğini affeder, dilediğini azâba uğratır. 765 01:41:07,340 --> 01:41:10,120 Doğrusu Allah, her şeye kâdirdir. 766 01:41:10,500 --> 01:41:16,700 Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildiyse, ona îmân etti. 767 01:41:16,900 --> 01:41:26,140 Mü'minler de, onlardan her biri, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine îmân etti. 768 01:41:26,680 --> 01:41:32,580 Onun resûllerinden, hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz, dediler ve eklediler. 769 01:41:33,040 --> 01:41:36,100 İşittik ve itaat ettik, Yâ Rabbenâ. 770 01:41:36,100 --> 01:41:39,180 Affını dileriz, dönüşümüz sanadır. 771 01:41:39,560 --> 01:41:45,040 Allah, hiçbir kimseyi, güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz. 772 01:41:45,420 --> 01:41:51,620 Herkesin kazandığı iyilik, kendi lehine, işlediği fenalık da, kendi aleyhinedir. 773 01:41:52,020 --> 01:41:52,820 Yâ Rabbenâ. 774 01:41:53,280 --> 01:42:00,980 Eğer, unuttuk veya, kasıtsız olarak, yanlış yaptıysak, bundan dolayı bizi sorumlu tutma. 775 01:42:01,480 --> 01:42:02,320 Yâ Rabbenâ. 776 01:42:02,760 --> 01:42:06,480 Bizden öncekilere yüklediğin gibi, ağır yük yükleme. 777 01:42:07,100 --> 01:42:07,960 Yâ Rabbenâ. 778 01:42:08,420 --> 01:42:12,640 Tâkat getiremeyeceğimiz şeylerle, bizi yükümlü tutma. 779 01:42:13,140 --> 01:42:16,460 Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı. 780 01:42:17,040 --> 01:42:18,280 Merhamet buyur bize. 781 01:42:18,840 --> 01:42:25,600 Sensin Mevlâmız, yardımcımız, kâfir topluluklara karşı, sen yardım eyle bize.